Ankara'da Kadim Usullerle Bir Kültür Devrimi: Tolgay Yalduz 63 Olay Haber’e Anlattı
Ankara'da Kadim Usullerle Bir Kültür Devrimi: Tolgay Yalduz 63 Olay Haber’e Anlattı
USİYAD Genel Başkan Yardımcısı ve Devlet-i Âliyye Ocakları Ankara İl Başkanı Tolgay Yalduz, 63olay.com yazarlarından Muhammet Baran Aslan’ın sorularını yanıtladı.
USİYAD Genel Başkan Yardımcısı ve Devlet-i Âliyye Ocakları Ankara İl Başkanı Tolgay Yalduz, 63olay.com yazarlarından Muhammet Baran Aslan’ın sorularını yanıtladı.
Günlük hayatından sivil toplum çalışmalarına kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulunan Yalduz; Ankara’da cumhuriyet tarihinde bir ilk olacak kadim usullerle inşa edilen Hamidiye Külliyesi ve gençlere yönelik Kayı Obası projelerinin detaylarını ilk kez paylaştı. Gerek küresel sorunlara getirdiği reçeteyle gerekse teşkilat yapısına dair açık yürekli özeleştirileriyle dikkat çeken Tolgay Yalduz ile gerçekleştirilen bu ufuk açıcı röportaj, STK dünyasında çok ses getirecek.
İşte tarihe not düşecek o özel röportajın tamamı...
1) Esselamualeyküm başkanım. Bizi kırmayıp röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Müsaadenizle sizinle yapacağımız sohbete de Mehmet Karapınar Başkan ile yaptığımız röportaja başladığım gibi başlamak istiyorum. Öncelikle nasılsınız? Günlük hayatta nelerle meşgulsünüz? Ne iş yapıyorsunuz. Bize biraz kendinizden ve meşguliyetlerinizden bahsedebilir misiniz?
-Aleykümselâm ve rahmetullah. Rica ederim, ben teşekkür ederim. Estağfurullah tabi ki... Hz. Mevlânâ'nın dediği gibi şikayet etmek ne haddimize şükürler olsun her halimize?..
Îaşemi kazandığım mesaî dışında evli ve iki cocuk babasıyım. Rabbimizin rızasını kazanmak için gayret ettiğim STK'lar ve bunların yanında getirdiği mesuliyetler bir de Allah Teâlâ 'nın beyti ve Efendimiz (s.a.v.)'in ravzasına köprü olmak, insanların gönüllerine dokunmak niyetiyle gayret ettiğimiz bir hac-umre turizm işimiz var. Efendimiz (s.a.v.)'in buyruğu üzere iki günü aynı olan ziyandadır düsturuna uymaya çalışarak, iki günümüz aynı olmasın diye gayret ediyoruz. Aslen Artvinliyim lakin Ankara / Çubuk'ta çocukluk ve gençlik dönemimizi geçirdik ve dahi meslek lisesini bitirdikten sonra iş hayatına da burada başladık. Askerden geldikten sonra iş, evlilik derken burada kaldık. Rızasına hizmet edecek bir yol duamız idi. Çok şükür Rabbimiz bir kapı açtı, Devlet-i Âliyye Ocakları bünyesinde hizmete başladık. Halen Ankara İl Başkanlığı vazifesini devam ettiriyoruz.
2) Devlet-i Âliyye Ocakları Ankara İl Başkanlığının en tepesindeki isimsiniz. Bu durum insana hem gurur veriyor hem de ağır bir mesuliyet yüklüyor. Öncelikle Bize Devlet-i Âliyye Ocaklarının genel ahvalinden dem vurarak bu vazifenin size neler hissettirdiğine değinebilir misiniz?
-Tabiki isimler, haller ve makamlar gelip geçicidir. Mühim olan bulunduğunuz makamdan, mevkiden indiğinizde arkada bıraktığınız izdir. Hanedanı (en azından bir yönüyle) temsil etmek bir şeref davası ve elbet hak olan bir yol Elhamdülillah. Tabiî olarak ağır bir mesuliyet. Rabbim mahçup eylemesin. Eksiğimiz çok tabiki lakin gayretimiz var Elhamdülillah. Devlet-i Aliyye Ocakları her sahada Din-î Mûbin-î İslâm'ın kuvvet bulması, Peygamberimiz (s.a.v.)'in davasının yer yüzüne yayılması, ve dahi hayatın her noktasında insaniyetin, adaletin, liyakatin, merhametin, ilmin ve hayrın kıymet görmesi için gayret içinde olan bir teşkilatlanmadır. Bu sebeple hizmet etmek boynumuzun borcudur, şeref duyuyorum.
3) Peki Ocağın Ankara İl Başkanlığının umumi durumu ve çalışmaları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
-Şöyle ki başladığımız yer ile bugün arasında dağlar kadar fark var Elhamdülillah. Bizden önceki başkanların da bunda emeği büyük. Sahaya ilk indiğimizde hiç kimsenin tanımadığı bilmediği bir teşkilat iken şimdi büyük bir kesime hitap eden, tanınan, muhabbet beslenen bir teşkilat olduk. Bunda yapılan her hizmette gönülleri kazanmayı şiar edinmiş teskilat mensuplarının da çok katkısı var tabiki. Sonuçta bu bir ekip işi. Ankara teşkilatı olarak cumhuriyet tarihinde bir ilk olacak şekilde kesme taştan büyük bir külliye inşaatı da başlattık Elhamdülillah. Kadim usullerle yapılacak ve etrafında tarihimize, kültürümüze ve değerlerimize uygun bir mahalle olusturulacak İnşaallah. Bu minvalde dernek binası olarak kullandığımız sahadaki konağı teşkilat mensuplarımızla imece usulü yaptık, hizmete açtık. Burada yazları Kur'an kursları başlatmayı planlıyoruz. Yine kendi ekibimiz ile yaptığımız obada at binme, ok atma gibi etkinlikler ile de çocuklarımızı Kur'an ve siyer dersine sevk ve teşvik etmeye gayret ediyoruz. Ayrıca ihtiyacı olanlar iş yönlendirmeleri, cami buluşmaları, zaman zaman talebelere kırtasiye yardımları, akika ve şükür kurbanları kesim ve dağıtımları, hac ve umreye gidecek insanlara yol, yordam gösterme, her salı günü yapılan mutad hadis-i şerif dersleri, ilmî konferanslar gibi faaliyetlerimiz de var.
4) Emeğinize sağlık. Bakıldığı zaman Ankara İl Başkanlığının en büyük ve en önemli projeleri Kayı Obası ve Çubuk Hamidiye Külliyesi gibi görünüyor. Bu iki projeyi biraz daha açar mısınız? Bu tür yapıları inşâdaki gaye ve vizyon nedir? Bu projeler şuan ne durumdadır? Bu hususlarda ki avantaj ve dezavantajlarınız nelerdir?
-Tabiki... Şuan Ankara'nın Çubuk ilçesinde cami, şadırvan, abdesthane, hamam, imarethane (aşevi), toplantı ve dinlenme yerleri, medrese ve konaktan oluşan Hamidiye Külliyesi projesinin inşaatına başlamış durumdayız. Projenin tasarım, evrak, izin, emlak, anlaşmalar, temel atma gibi bütün işleri bitmiş, işçiler ve ustalar ayarlanmış, maketi dahi yapılmış ve malzemeler tespit edilmiş durumda. Sadece inşası ve inşa için gerekli maddiyatı temin etme hususu kalmıştır. Tabiki bu konuda önce Rabbimizden, sonra da halkımızdan destek ve yardım beklemekteyiz. Külliye inşaatını kesme taş ile Horasan harcı kullanarak kenet zıvana sistemi ile yapıyoruz. Her sahada olduğu gibi özümüze dönüşe bir adım atmak için mimaride de bir çığır başlatmak ve dahi geçmiş ile gelecek arasında bir köprü olmak istiyoruz.
Kayı Obası ise külliyenin yakınında gençlerimize ve çocuklarımıza at binme, ok atma, spor yapma, Kur'an örenimi, adab-ı muaşeret dersleri gibi ata sporları ve ilmî derslerle ile hemhal edip zamanın fitnesinden uzaklaştırarak batıl işlerden yüz çevirip, hak yola sevk etmeyi gaye edindiğimiz bir proje. Oba ekseriyetle ahşap malzemeden oluşan, tabiata zararı dokunmayacak, geniş ve ferah bir eğitim, spor ve eğlence sahası aslında. Bu obayı tarihimize ve kültürümüze uygun olarak inşa ediyoruz. Oba çalışmalarının kahir ekseriyeti tamamlanmış durumda. Bir de bu iki proje ile alakalı Fatih Sultan Muhammed Han Konağımız var. Bu konak da tarihi bir mimariye sahip. Ufak tefek detaylar dışında konak inşaatımız bitmiş ve kullanıma açılmış durumda. Burada hem dersler, sohbetler ve toplantılar yapılıyor, hem misafirler ağırlanıyor hem de bir nevi ocağın Çubuk merkezi vazifesini görüyor.
Avantaj ve dezavantaj husussuna geldiğimiz vakit ise külliyeyi asırlarca denenmiş kadim ussullerle yapmaya çalıştığımız için Allah'ın izniyle asırlarca ayakta kalacak ve halka çokyönlü olarak hizmet edecektir İnşallah. Bunun atalarımızdan kalan onlarca örneği var. Ayasofya, Süleymaniye, Selimiye gibi... Lakin günümüz yapılarına bakınca maliyetli bir bilanço çıkıyor ancak beton, çimento ile yapılan yapıların ömrü genellikle 50 ila 100 sene arasıyla sınırlı kalıyor. Sonra yıkıp yıkıp tekrar yapmak zorunda kalınıyor.
Dezavantajlı kısma gelirsek... Oba ve konak işleri bitti sayılabilir lakin külliyenin malesef daha çok yolu var. Zira hem işçiliği zor hem büyük bir yapı hem de maliyeti yüksek. Bu hususta yalnız bırakılmamayı Ümit ediyoruz.
5) Çok güzel... Allah kolaylıklar versin. Bilindiği üzere Devlet-i Âliyye Ocakları direkt bir Hanedan üyesi tarafından kurulmuş ve yönetilmekte olan bir STK. Mehmet Başkana sorduğum şu suali size de sormak istiyorum. Buradan yola çıkarak Genel Başkan Şehzade Abdulhamid Kayıhan Osmanoğlu, Osmanlı Devleti ve Osmanlı Hanedanı hakkındaki düşüncelerinizden bahsedebilir misiniz?
-Elhamdülillah... Hanedan ile yol yürümek, onlara yarenlik etmek gerçekten bizler için ayrı bir duygu. Bizim, atalarımız olan Osmanlılara olan muhabbetimiz, onların İslâm'a, ilme ve insanlığa olan hizmetleri ve dahi Efendimiz (s.a.v.)'e olan hürmet ve muhabbetlerinden kaynaklanıyor. Osmanlı Devleti'nin serüveni ve kıymeti ise tarihle sabittir. Çağlar açıp çağlar kapayan, aynı anda 6-7 devletle savaşıp da kazanan, Roma'ya son veren, 3 kıta 7 deniz 40 milleti idare eden, Hicaz'a ve Kudüs'e hizmet edip bu beldeleri koruyan, dünyaya ve ülkemize yüzlerce hatta binlerce tarihi eser, bilim insanı ve sanat eseri kazandıran bir devlete hayran kalmamak vicdan ve akıl sahibi fertler için elbette elde değildir.
6) Çok güzel özetlediniz. Siz aynı zamanda USİYAD / Uluslararası Seferber İnsanî Yardımlaşma Derneğinin de genel başkan yardımcılığını üstlenmiş durumdasınız. Biraz da USİYAD ve çalışmaları hakkında bilgi vermeniz mümkün müdür?
- USİYAD, adında da zikredildiği üzere uluslararası sahada insanî yardım üzerine kurulmuş bir dernek. Maalesef bu konuda çeşitli şekillerde bir çok istismar vakası ile karşılaşılmaktadır. Bazı şahıslar yardım adı altında kendi menfaatlerine çalışmaktadır. Bu nevden şeylere üzülerek şahitlik etmiş olmaktan dolayı bu sahaya el atmak bizim de tüm ahlak ve vicdan sahibi insanların da üzerine bir vecibedir diye düşündük. Bu sebeple hak sahiplerinin emanetlerini gerçekten ihtiyaç sahibi kişilere ulaştırmak üzere bu derneği kurduk. Rabbim bu çizgiden ayırmasın. Derneğimiz henüz yeni sayılır. İl temsilcilikleri yok. Genel merkezden idare edilmekte. Lakin genel merkez idaresi oturmuş durumdadır.
7) Peki bu ikisi dışında üyesi olduğunuz yahut vazife yaptığınız herhangi bir sivil toplum kuruluşu yahut cemaat, tarikat, parti, kulüp vs. var mıdır?
-Hayır, bu ikisi dışında hiçbir STK, siyasi parti vs. üyeliğim yok, olmadı da. Lakin nefis terbiyesi için gayret ettiğimiz bir eşigimiz var Elhamdülillah. O da müsaadenizle bizde kalsın.
8) Anlıyorum. Peki tüm bu tecrübelerinizden ve halkla içli dışlı olmanızdan yola çıkarak şunu sormak istiyorum. Ülkemizin günümüz ahvali ve dahi dünyanın içinde debelendiği temel sorunlar hakkında neler söylemek istersiniz. Herkesin ortak sorunlarına karşı tavsiye ettiğiniz reçete nedir?
-Malesef ki iş sorunun tesbitine ve nasihat vermeye geldi mi toplum olarak çok iyiyiz. Ancak düzeltme noktasında gayrete geldi mi herkes birbirinden bekliyor, kimse elini taşın altına koymaya yanaşmıyor. En büyük sorunlarından biri budur. Diğer bir ehemmiyetli mesele de ilim, ahlak, maneviyat ve uhreviyattan uzaklaşıp, çok hızlı ve aşırı bir şekilde dünyevileşmemiz, imanlarımızın zayıflamasıdır. Rabbimizin ipi Kur'an-ı Kerim'e ve Efendimiz (s.a.v.)'in sünnetine sarılmak en güzel reçete olsa gerek. Bizler bunlara tutunarak dünyada adalet üzere hükmetmiş bir neslin torunlarıyız. Onlara yakışır bir şekilde sabır, şükür, zikir, fikir / tefekkür, dua, gayret ve tövbe yolundan ayrılmamalıyız.
9) O zaman şunu da sormuş olayım. Devlet-i Âliyye Ocaklarının, USİYAD 'ın ve Hanedana yakın diğer STK'ların ülkemize ve coğrafyamıza katkıları ne olmuştur / nasıl olmuştur?
-Bu soruyu sorduğunuz için teşekkür ederim. Maalesef ülkemizdeki STK'lar arasında birlik-beraberlik noktasında bazı sıkıntılar var. Benlik davası ve reklamcılık ise revaçta. Reklamı yapılmadıkça bazı STK'lar bir diğerine karşılıksız destek olmaya yanaşmıyor. Kamera karşısında, halk içinde bize karşı çok iyi çok nazik davranan insanların ise kamera arkasında aynı insanlar olmadıklarına çok sefer üzülerek şahitlik ettik. Biz Ocak ve USİYAD olarak en başta böyle olmamaya, böyle davranmamaya dikkat ediyoruz. İnsanların maddi, manevi bu kadar yaralı olduğu bir zaman da bu dikkatimiz yeter de artar bile İnşaAllah. Bir diğer husus da bizim teşkilat üyelerimize; kültürlerine, yetiştikleri çevreye, okudukları bölüme, yaptıkları mesleğe ve ilgilendikleri şeylere göre vazifeler vermeye çalışmamızdır. Böylece herkesin potansiyelini azamî seviyede gerçekleştirebilmesini ümit ediyoruz.
10) Çok güzel. Ama Allah'tan başka herkesin ve her topluluğun eksikleri ve kusurları vardır elbet. Okuyucularımıza karşı şeffaf olmak ve nefsimizin aldatmacalarına düşmemek adına sizin ocakla ve teşkilatlarınızla alakalı özeleştirileriniz var mıdır? Bu eksiklikleri giderme hususunda nasıl bir yol izlemeyi düşünüyorsunuz.
-Tabiki kusursuzluk ALLAH Teâlâ'ya mahsustur. Bizim de teşkilatlanma hususunda bazı yerlerde eksik kaldığımız, bazen derdimizi davamızı insanlara yeterince anlatamadığımızı bu sebeplere istediğimiz noktaya tam olarak ulaşamadığımızı itiraf edebilirim. Ayrıca tüm Türkiye'deki teşkilatlarımız olarak basın, yayın, sanat ve spor noktalarında da hala birçok eksiğimiz var malesef.
11) Dürüstlüğünüz için teşekkür ederim. Peki tüm bunlardan bağımsız olarak Tolgay Yalduz neler okur, kimleri dinler, neler izler, kendini nasıl geliştirir ve gençlere, kendini geliştirmek istiyenlere bu husustaki tavsiyeleri nelerdir?
-Öncelikle İmam Gazali, Abdulkadir Geylanî, Hz.Buharî, Hz.Müslim, Ebu Hanife, Mevlânâ gibi imam ve büyüklerimizin eserlerini okumaya gayret ediyorum. Ehli sünnet hocaların sohbetlerini bol bol dinlerim. İlahi ve Mehter marşı dinlemeyi severim. Yine büyüklerimizin, ilim adamlarının ve mücahitlerin hayatlarını anlatan film, dizi ve kıssalarını içeren videoları izlerim.
Gençlere ve arkadaşlarımıza tavsiyem ise spor yaparak her daim dinç olmaları, kötü alışkanlıklardan ve bağımlılıklardan uzak durmaları, bir sayfa dahi olsa düzenli olarak okumaya çalışmaları, âlim ve sanatkâr olamasalar dahi âlimlere ve sanatkârlara karşı hürmetkâr olmaları, huzurlu bir hayat için arkadaş ve meslek seçiminde titiz davranmalarıdır. Nitekim Efendimiz (s.a.v.) "Kişi arkadaşının dini üzeredir." buyurmuştur.
Bir diğer husus da izledikleri ve dinlediklerine dikkat etmeleri gerektiğidir. Zira göz neye bakarsa kalp ona akar.
12) Başkanım verdiğiniz bilgiler ve katılımınız için çok teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki vazifeli olduğunuz STK'ların tarihine geçecek ve teşkilat üyelerine yol gösterecek çok kıymetli bilgiler verdiniz. Son olarak söylemek istediğiniz bir şeyler var mıdır?
- Estağfurullah. Ben teşekkür ederim. Rabbim bizleri yolunda hizmet etmeye layık eylesin. Şunu beyan etmek isterim. Unutmayalım ki Osmanlı gittiği günden bu yana dünya üzerinde zulüm had safhaya çıkmış, özellikle Ortadoğu, Afrika ve İslam beldelerinde kan ve gözyaşı dinmemiştir. Evlad-ı Fatihan ayağa kalkmadıkça zalimin dizi kırılmayacaktır. Bu sebeple bu memleketin evlatları envai yolla uyutulmaktadır. Rabbim uyanmayı ve uyandırmaya vesile olmayı nasip eylesin... Fî emanillah!
63 Olay Haber
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
