DOĞU’NUN TAŞINDAN BATI’NIN ESTETİĞİNE: BİR MİMARIN GÖZÜNDEN AVRUPA
DOĞU’NUN TAŞINDAN BATI’NIN ESTETİĞİNE: BİR MİMARIN GÖZÜNDEN AVRUPA
Genç ve idealist mimar Uğur Esat Doğan, Balkanlar’dan Avrupa’nın kalbi Paris’e, Akdeniz’in incisi Barselona’dan Venedik’in sularına uzanan devasa bir mimari keşif yolculuğuna çıktı.
Genç ve idealist mimar Uğur Esat Doğan, Balkanlar’dan Avrupa’nın kalbi Paris’e, Akdeniz’in incisi Barselona’dan Venedik’in sularına uzanan devasa bir mimari keşif yolculuğuna çıktı.
ŞANLIURFA – Şanlıurfalı genç mimar Uğur Esat Doğan, Avrupa’nın mimari genetiğini çözmek için çıktığı 17 ülkelik teknik gezisini tamamladı. Gazeteci Abdulkadir Şanlı’nın derlediği bu özel araştırma haberi, Şanlıurfa’nın kadim dokusu ile Avrupa’nın şehircilik disiplini arasındaki çarpıcı farkları ve benzerlikleri iki bölüm halinde gözler önüne seriyor.

Balkanlardan Orta Avrupa’ya – Tarihin İzinde Mimari Süreklilik
Uğur Esat Doğan’ın rotası, Osmanlı izlerinin yoğun olduğu Sofya, Üsküp ve Belgrad gibi şehirlerle başladı. Burada dikkat çeken en büyük unsur, Şanlıurfa’nın tarihsel dokusuyla benzerlik gösteren taş yapılar ve kamusal meydan kullanımı oldu.
Üsküp ve Prag Kıyaslaması: Doğan’a göre, Üsküp’teki Osmanlı mirası ile Prag’ın Orta Çağ dokusu arasındaki ortak payda, yapıların insan ölçeğine saygılı olması. Ancak Prag ve Viyana’daki cephe süslemeleri (barok ve rokoko), Şanlıurfa’nın avlu odaklı, dışa kapalı ama içe dönük zengin süslemeli ev yapısıyla tam bir zıtlık oluşturuyor.

Viyana ve Budapeşte: Bu şehirlerdeki geniş bulvarlar ve nizamlı yapı adaları, Şanlıurfa’nın dar, gölge odaklı labirent sokaklarıyla (kabaltılar) mühendislik açısından büyük farklar içeriyor. Doğan, Avrupa’da güneşten maksimum faydalanma isteğinin mimariyi şekillendirdiğini, Şanlıurfa’da ise tam tersine güneşten korunma refleksinin mimariyi doğurduğunu vurguluyor.

Modern Şehircilik ve Akdeniz Esintisi – Amsterdam’dan Roma’ya
Araştırmanın ikinci ayağında Doğan; Amsterdam’ın kanal odaklı yerleşimi, Paris’in simetrisi ve Barselona’nın ızgara plan (Eixample) modelini inceledi.
Amsterdam ve Giethoorn: Suyun mimariyi nasıl yönettiğini gözlemleyen Doğan, Amsterdam’daki bitişik nizam ve dik çatılı yapıların, Şanlıurfa’nın düz damlı ve geniş avlulu evleriyle "iklimsel zorunluluklar" üzerinden büyük bir uçurum oluşturduğuna dikkat çekiyor.

Barselona ve Gaudi Etkisi: Barselona’daki organik formlar ve Gaudi’nin doğadan esinlenen mimarisi, Şanlıurfa’nın geleneksel taş oymacılığındaki bitkisel motiflerle estetik bir paralellik sunuyor. Ancak Barselona’daki "meydan odaklı" şehir planlaması, Şanlıurfa’nın geleneksel mahalle kültüründeki "çıkmaz sokak" mahremiyetinden ayrılıyor.
Roma ve Vatikan: "Mimarinin açık hava müzesi" olarak nitelendirilen Roma’da, antik Roma mimarisinin Şanlıurfa’daki Roma kalıntılarıyla (Haleplibahçe mozaikleri ve kale çevresi) olan genetik bağı, araştırmanın en çarpıcı notları arasında yer alıyor.

Mimar Uğur Esat Doğan’ın Sonuç Notu:
"Avrupa’yı gezmek bana şunu öğretti: Mimari, sadece taş ve betondan ibaret değildir; bir coğrafyanın hayatta kalma mücadelesidir. Şanlıurfa’nın sarı kalker taşı ne kadar sıcak ve samimiyse, Kuzey Avrupa’nın tuğla mimarisi o kadar disiplinli. Bizim mimarimizde 'mahremiyet ve gölge' esasken, Avrupa’da 'görünürlük ve ışık' ön planda. Geleceğin Şanlıurfa’sını inşa ederken, bu iki disiplini –Batı'nın nizamı ile Doğu'nun ruhunu– harmanlamalıyız."

63 Olay Haber
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

