Muhammet Baran Aslan Sordu, Abdulkadir Şanlı Cevapladı
Muhammet Baran Aslan Sordu, Abdulkadir Şanlı Cevapladı
Şanlıurfa, sadece bağrından çıkardığı tarihiyle değil, o tarihe yön veren fikir ve aksiyon insanlarıyla da yaşayan kadim bir medeniyet merkezidir. Bu kadim şehrin sokaklarındaki saklı hikayeleri, toplumsal dertleri ve kültürel zenginlikleri yıllardır kalemiyle nakış nakış işleyen bir isim var karşımızda: Gazeteci, yazar ve aynı zamanda Şanlıurfa’nın sosyal ve kültürel hayatına yeni bir soluk getiren İz Bırakanlar Cemiyeti Başkanı Abdulkadir Şanlı.
Şanlıurfa, sadece bağrından çıkardığı tarihiyle değil, o tarihe yön veren fikir ve aksiyon insanlarıyla da yaşayan kadim bir medeniyet merkezidir. Bu kadim şehrin sokaklarındaki saklı hikayeleri, toplumsal dertleri ve kültürel zenginlikleri yıllardır kalemiyle nakış nakış işleyen bir isim var karşımızda: Gazeteci, yazar ve aynı zamanda Şanlıurfa’nın sosyal ve kültürel hayatına yeni bir soluk getiren İz Bırakanlar Cemiyeti Başkanı Abdulkadir Şanlı.
Mesleki tecrübesini toplum yararına bir vizyona dönüştüren Şanlı, 2025 yılında kurulan İz Bırakanlar Cemiyeti ile şehrin gençliğine, kadınına, kültürüne ve geleceğine dair çok güçlü bir meşale yaktı. "Dünyada hoş bir seda ve silinmez bir iz bırakmak" davasıyla yola çıkan Şanlı ile hem yerel basının içinde bulunduğu ahvali, hem yazarlık serüvenini hem de çiçeği burnunda cemiyetin Şanlıurfa sathındaki büyük hedeflerini konuştuk.
Kelimelerin gücüne, samimiyetin iyileştirici tarafına ve köklere bağlılığın önemine şahit olacağınız, Şanlıurfa sosyolojisine ayna tutan bu derinlikli ve ufuk açıcı röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz.
1) Esselamualeyküm Abdulkadir Bey. Bugün çalışmalarınıza, İz Bırakanlar Cemiyeti'ne ve Şanlıurfa'ya dair güzel bir sohbet gerçekleştireceğiz İnşallah. Öncelikle nasılsınız, umarım iyisinizdir?
Cevap: Ve aleykümselam Muhammet Bey. Şanlıurfa gibi her sokağı tarih, her insanı ayrı bir hikaye olan mukaddes bir şehirde, insana ve kültüre hizmet etmenin tatlı yorgunluğu içindeyiz. Çok şükür iyiyiz. Sizin gibi işin mutfağında olan, şehre değer katan dostlarla bir araya gelmek, omuz omuza yürümek enerjimizi daha da artırıyor. Bu güzel sohbet imkanı için ben de sizlere ve 63 Olay Haber ailesine teşekkür ediyorum. İnşallah hayırlara vesile olur.
2) Öncelikle bize kısaca kendinizden, hayat hikayenizden, fikir ve his dünyanızdan bir şeyler aktarmak ister misiniz?
Cevap: Hayat hikayemiz, aslında bu coğrafyanın hikayesinden bağımsız değil. Şanlıurfa’nın kadim kültürüyle yoğrulmuş, kelimelerin gücüne inanarak büyümüş bir kardeşinizim. Yıllardır gazetecilik ve yazarlık vasfıyla, toplumun nabzını tutmaya, dertleriyle dertlenmeye çalışıyorum.
Fikir ve his dünyama gelecek olursak; ben "insanın dünyada bir iz bırakması gerektiğine" inananlardanım. Kalemin bir mesuliyet, kelamın ise bir emanet olduğunu düşünüyorum. Bizler sadece bugünü yaşayan değil, geçmişin mirasını geleceğe taşımakla mükellef köprüleriz. Gönül coğrafyamızın zenginliğini, medeniyetimizin köklü değerlerini hem yazılarımla hem de cemiyet faaliyetlerimizle diri tutmak en büyük gayemdir.
3) Çok güzel. Uzun yıllardır Şanlıurfa'da gazetecilik yapıyorsunuz. Bölgemizde ve şehrimizde gazetecilerin karşılaştığı başlıca sorunlar nelerdir sizce?
Cevap: Anadolu’da, özellikle de Şanlıurfa gibi dinamik ve sosyopolitik açıdan hareketli bir şehirde gazetecilik yapmak hem büyük bir gurur hem de ciddi bir zanaattır. Karşılaştığımız başlıca sorunların başında kurumsallaşma eksikliği ve ekonomik darboğazlar geliyor. Yerel medyanın dijital dönüşüme ayak uydurmaya çalışırken yaşadığı kaynak sıkıntısı, nitelikli basın emekçilerinin yetişmesini ve istihdamını zorlaştırıyor.
Bir diğer önemli husus ise bilgiye erişim ve dezenformasyon. Sosyal medyanın kontrolsüz büyümesiyle, "gazeteci" olanla "klavye başında algı yöneten" arasındaki çizgi inceldi. Gerçek haberin, saha emekçisinin kıymetinin dijital gürültü arasında kaybolması bizi yaralıyor. Ancak tüm bu zorluklara rağmen Urfa basını, şehri için dertlenen güçlü bir omurgaya sahiptir.
4) Sizi anlıyorum. Gazeteciliğin yanında çeşitli konularda kalem oynayan, yazılar yazan bir şahıssınız. Eserlerinizde en çok hangi konular üzerinde duruyorsunuz ve bu konuları seçmenizdeki maksadınız nedir?
Cevap: Yazılarımda ve eserlerimde ağırlıklı olarak insan, medeniyet bilinci, Şanlıurfa’nın kültürel mirası, toplumsal yozlaşmaya karşı manevi direnç ve gençlik konuları üzerinde duruyorum.
Bu konuları seçmemdeki maksat; modern dünyanın insanı yalnızlaştıran, köklerinden koparan girdabına karşı bir barikat kurmaktır. Bizler köklü bir medeniyetin varisleriyiz. Eğer kendi edebiyatımızı, mimarimizi, ahlaki kodlarımızı ve Urfa’nın o muazzam tasavvufi, kültürel derinliğini yazmazsak, geleceğe kuru bir kalabalıktan başka bir şey bırakamayız. Maksadım, okuyucunun aynaya bakmasını sağlamak ve ruh dünyasında yapıcı bir uyanışa vesile olmaktır.
5) Evet. Bir de benim de işin mutfağında olmaktan bahtiyar olduğum İz Bırakanlar Cemiyeti var. 2025 yılında kurulan bu cemiyetin durumu, vizyonu ve misyonunu özetleyebilir misiniz?
Cevap: Muhammet Bey, sizin gibi değerli dostların varlığı cemiyetimizin en büyük gücüdür. İz Bırakanlar Cemiyeti, henüz çok yeni (2025 yılı kuruluşu) olmasına rağmen, aslında asırlık bir dertten neşet etmiştir.
Misyonumuz: Unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizi ihya etmek, bu kadim şehrin kültürünü, sanatını, edebiyatını ve insan yetiştirme usulünü yeniden canlandırmaktır. Toplumda iyiliğin, güzelliğin ve doğrunun "izi" kalsın diye çabalıyoruz.
Vizyonumuz: Şanlıurfa’dan başlayarak yerelden evrensele uzanan bir köprü kurmak; fikri hür, vicdanı hür, medeniyet değerlerine bağlı bir neslin yetişmesine öncülük etmektir. Sadece tabela odaklı bir STK değil, sahada yaşayan, insana dokunan, fikir üreten dinamik bir akademi vizyonu taşıyoruz.
6) Çok güzel. Biraz da cemiyetin il sathındaki faaliyetlerinden bahsedelim isterseniz. Özellikle hangi kesimler ve konular üzerine eğiliyorsunuz. Faaliyetlerimizin muhtevası genel olarak nedir?
Cevap: Cemiyet olarak hedef kitlemizin merkezinde gençlik ve kadınlar yer alıyor. Bir toplumun geleceğini inşa etmek istiyorsanız gençliğe, o geleceği mayalayacak olan annelere ve kadınlara hitap etmek zorundasınız.
Faaliyetlerimizin muhtevasını genel olarak; kültür-sanat akademileri, edebiyat söyleşileri, Şanlıurfa’nın saklı kalmış değerlerini anma ve anlama programları, genç yetenekler için yazarlık ve gazetecilik atölyeleri oluşturuyor. Ayrıca sosyal sorumluluk projeleriyle dezavantajlı kesimlerin yanında olmaya gayret ediyoruz. Biz sadece konferans salonlarında konuşmuyoruz; sokakta, kütüphanede, hayatın tam ortasında faaliyet gösteriyoruz.
7) Peki bölgesel şartları, şehrin sosyolojik ahvalini ve ülkemizin içinde bulunduğu genel durumu göz önüne alırsak cemiyet olarak yapılan faaliyetlerde sizi zorlayan veya işinizi kolaylaştıran hususlar, yani avantajlarınız ve dezavantajlarınız nelerdir?
Cevap: Avantajlarımız: En büyük avantajımız, Şanlıurfa’nın binlerce yıllık kültürel genetiğidir. Bu şehirde kime gidip "Kültür, edebiyat, medeniyet" deseniz, içinde bir damar mutlaka titrer. İnsanımızın mayası sağlamdır. Ayrıca sizin gibi genç, dinamik ve idealist bir ekiple yola çıkmış olmak bizim en büyük sermayemizdir.
Dezavantajlarımız: Şehrimizin genç nüfus oranı çok yüksek ancak bu potansiyeli doğru kanalize edecek kurumsal destekler maalesef yetersiz. Ekonomik dalgalanmalar ve STK’lara yönelik bazen oluşan "klasik yardım derneği" algısı, kültürel ve fikirsel projelerimizin anlaşılmasını bazen zorlaştırabiliyor. Bürokratik hantallıklar ve bütçe kısıtları da bizi zorlayan diğer hususlar.
8) O zaman cemiyetin gelecek hedeflerinden de bahsetmekte fayda var. İz Bırakanlar Cemiyeti'ni önümüzdeki süreçte neler bekliyor, cemiyet neler yapmak istiyor, hangi konulara eğilmeyi önceliyor ve bu planları nasıl hayata geçirmeyi düşünüyorsunuz?
Cevap: Önümüzdeki süreçte İz Bırakanlar Cemiyeti’ni çok daha kurumsal ve geniş soluklu projeler bekliyor. Öncelikli hedefimiz, kalıcı bir "Kültür ve Gençlik Merkezi" kurarak faaliyetlerimizi sürekli hale getirmek.
Şanlıurfa’nın sözlü tarihini, unutulan zanaatlarını ve fikir önderlerini kayıt altına alacağımız bir dijital arşiv/yayıncılık ağı kurmayı planlıyoruz. Dönemsel değil, yılın 365 gününe yayılan atölyeler (Felsefe, Sosyoloji, Yazarlık, Geleneksel Sanatlar) önceliğimiz olacak. Bu planları; kamu kurumlarıyla ortak projeler geliştirerek, üniversitemizle iş birliği yaparak ve en önemlisi halkımızın, esnafımızın, iş insanlarımızın gönüllü destekleriyle, yani imece usulüyle hayata geçireceğiz.
9) Umarım her şey planlandığı şekilde ve hayırlısıyla hayata geçirilebilir. Peki Abdulkadir Bey, biraz da size odaklanırsak; sizi bu toplumsal meselelerle alakadar olmaya iten, sanat ve edebiyatla buluşturan, gazeteciliğe başlayan şeyler nelerdir?
Cevap: Beni bu yola iten şey, aslında içimdeki o dinmek bilmeyen "mesuliyet" duygusudur. Şanlıurfa’da büyüyüp de tarihin, maneviyatın sesini duymamak imkansızdır. Sokaklarında yürüdüğünüz bu şehir, size sürekli geçmişin büyüklüğünü fısıldar. Ben bu fısıltıyı duyduğumda, köşemde sessizce oturamazdım.
Toplumsal adaletsizlikler, gençliğin savruluşu, kültürel erozyon beni rahatsız etti. Bir şeyleri değiştirmek, en azından bir mum yakmak istedim. Sanat ve edebiyat, bu derdi anlatmanın en zarif, en kalıcı yoluydu; gazetecilik ise sahanın gerçeğiyle yüzleşmenin zemini oldu. Yani özetle; dert insanı söyletir, dert insanı yola düşürür derler ya, bizimki de o hesap.
10) Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bu kısa sohbetimiz şehrimizdeki yeni sayılabilcek diğer STK'lar ve bu gibi meselelerle yeni ilgilenmeye başlayanlar için önemli ipuçları olacaktır. Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?
Cevap: Ben de size ve köşenizi bize açtığınız için tekrar şükranlarımı sunuyorum. Yeni kurulan STK’lara ve bu yola gönül verenlere acizane tavsiyem; popülaritenin değil, samimiyetin ve kalıcılığın peşinden koşmalarıdır. Tabela büyütmek kolaydır, mühim olan gönüllerde yer edinmektir.
Okuyucularımıza son sözüm şudur: Yaşadığımız şehre, sokağa, komşumuza karşı hepimizin sorumlulukları var. Lütfen hayatın koşturmacası içinde ruhunuzu ihmal etmeyin, kitaptan, sanattan ve iyilikten uzaklaşmayın. Unutmayalım ki, arkamızda bırakacağımız en güzel miras, insanlığa faydalı bir "iz"dir. Herkesi İz Bırakanlar Cemiyeti’nin bir parçası olmaya, bu çorbada tuz olmaya davet ediyorum. Allah’a emanet olun.
Röportaj: Muhammet Baran Aslan / 63 Olay Haber
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
