Belgin Turan
Köşe Yazarı
Belgin Turan
 

Nasıl mıyım?

Hani normal bir sohbet akışında bazen konuşmaya başlamak için bazen aradaki soğuk havayı değiştirmek bazen de laf olsun diye “Nasılsın” deriz. Aslında bu soruya verilecek cevap o andaki ortam, soran kişinin ses tonu, vurgusu kadar ayak üstü olup olmadığı ile bir de samimi olup olmadığı ile yakından ilgilidir.   Verilen klasik cevaplar ise; iyidir/iyiyim/sen nasılsın? /siz nasılsınız? / Bazı anlar vardır, biri size nasıl olduğunuzu sorar? Siz en son noktada bir yerdesinizdir. Gözlerinizden yaşlar akmaya başlar. İçinize attığınız her ne varsa yeryüzüne istemsiz bir misafir gibi akın eder. Durdurmak isteseniz de heyhat! Kapak açılmıştır bir kere…   Karşınızdaki kişinin, zamanı varsa sizi dinlerse, biraz ferahlama, rahatlama hissedersiniz. Tam tersi durumda, söylediğinize pişman olacağınız durumların içine de düşebilirsiniz. Size şöyle bir cevap da gelebilir. -Çok üzgünüm, seni dinlemek isterdim, fakat şuraya acil yetişmem gerekiyor. Madem işin çok acele, neden bu soruyu bana sordun da diyemezsiniz. Çünkü bu sorma kalıbı herkesçe bu şekilde kabul edilmiştir.   Hayatımın birkaç anında bana sorulan “nasılsın?” sorusuna verdiğim cevap ayak üstü cevap veremeyeceğim kadar derindi.   Peki bir program esnasında biri size; içi yanarak ve yüzündeki acı, gözlerinden okunurcasına, nasılsın? Derse ve arka tarafta 9 şehidiniz varsa nasıl cevap verirsiniz? (sonradan 33’lere çıkarsa bu sayı, diliniz, damağınız kurumaz mı? Aklınızda deli sorular gidip gelmez mi? Bu gencecik evlatlarımızın, anneleri, babaları, nişanlı veya eşleri, sevdikleri onların hayatı, onların ne hissettikleri, ülke olarak yaşadığın acıya eklenmez mi? O nasılsın, boğazına oturmaz mı? Yüreğini kor gibi yakmaz mı? Dağlanan, yok olan, çırpınan canlar gözlerinin önünden bir filmin en can alıcı sahneleri olarak geçmez mi? İçin, dışın yasa, acıya, gözyaşına, çaresizliğe bürünmez mi? Hayatımda birkaç kez bu “nasılsın” sorusu boğazıma bir öküz otururcasına canımı acıtmıştır. Biri babamın bu dünyadan gidişi, diğeri şehit haberleri alırken, bir iş yapmanın, o soğuk, buz gibi ağır pençeleri…
Ekleme Tarihi: 05 Mart 2020 - Perşembe

Nasıl mıyım?

Hani normal bir sohbet akışında bazen konuşmaya başlamak için bazen aradaki soğuk havayı değiştirmek bazen de laf olsun diye “Nasılsın” deriz. Aslında bu soruya verilecek cevap o andaki ortam, soran kişinin ses tonu, vurgusu kadar ayak üstü olup olmadığı ile bir de samimi olup olmadığı ile yakından ilgilidir.

 

Verilen klasik cevaplar ise; iyidir/iyiyim/sen nasılsın? /siz nasılsınız? /

Bazı anlar vardır, biri size nasıl olduğunuzu sorar? Siz en son noktada bir yerdesinizdir. Gözlerinizden yaşlar akmaya başlar. İçinize attığınız her ne varsa yeryüzüne istemsiz bir misafir gibi akın eder. Durdurmak isteseniz de heyhat! Kapak açılmıştır bir kere…

 

Karşınızdaki kişinin, zamanı varsa sizi dinlerse, biraz ferahlama, rahatlama hissedersiniz.

Tam tersi durumda, söylediğinize pişman olacağınız durumların içine de düşebilirsiniz.

Size şöyle bir cevap da gelebilir. -Çok üzgünüm, seni dinlemek isterdim, fakat şuraya acil yetişmem gerekiyor. Madem işin çok acele, neden bu soruyu bana sordun da diyemezsiniz. Çünkü bu sorma kalıbı herkesçe bu şekilde kabul edilmiştir.

 

Hayatımın birkaç anında bana sorulan “nasılsın?” sorusuna verdiğim cevap ayak üstü cevap veremeyeceğim kadar derindi.

 

Peki bir program esnasında biri size; içi yanarak ve yüzündeki acı, gözlerinden okunurcasına, nasılsın? Derse ve arka tarafta 9 şehidiniz varsa nasıl cevap verirsiniz? (sonradan 33’lere çıkarsa bu sayı, diliniz, damağınız kurumaz mı? Aklınızda deli sorular gidip gelmez mi? Bu gencecik evlatlarımızın, anneleri, babaları, nişanlı veya eşleri, sevdikleri onların hayatı, onların ne hissettikleri, ülke olarak yaşadığın acıya eklenmez mi? O nasılsın, boğazına oturmaz mı? Yüreğini kor gibi yakmaz mı? Dağlanan, yok olan, çırpınan canlar gözlerinin önünden bir filmin en can alıcı sahneleri olarak geçmez mi? İçin, dışın yasa, acıya, gözyaşına, çaresizliğe bürünmez mi? Hayatımda birkaç kez bu “nasılsın” sorusu boğazıma bir öküz otururcasına canımı acıtmıştır. Biri babamın bu dünyadan gidişi, diğeri şehit haberleri alırken, bir iş yapmanın, o soğuk, buz gibi ağır pençeleri…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 63olay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.