Dinimizi Öğreniyoruz
Köşe Yazarı
Dinimizi Öğreniyoruz
 

Gönül Miracı: Yükseliş Sadece Göklere mi?

Zamanın akıp gidişi içinde öyle anlar vardır ki, sanki gökyüzü yeryüzüne eğilir, kalpler fırtınalardan durulup dingin bir limana sığınır. İşte o müstesna duraklardan birinin, Miraç Gecesi’nin eşiğindeyiz. Miraç; sadece bin küsur yıl önce gerçekleşmiş tarihi bir yolculuk, fiziksel bir yükseliş veya bir "isra" mucizesi değildir. Miraç, her şeyden önce insanın kendi iç dünyasındaki karanlıklardan sıyrılıp, aydınlığa, hakikate ve en yüceye olan sonsuz iştiyakının sembolüdür. Peygamber Efendimiz’in (sav) şahsında tecelli eden bu büyük buluşma, aslında her mümin için her gün beş vakit tekrarlanacak bir kapının müjdesidir.   Dikey Yükselişten Yatay Merhamete Miraç denilince zihnimizde canlanan o muazzam basamaklar, bize bir şeyi fısıldar: İnsan, sadece toprağa bağlı bir varlık değildir. Bizler, ruhumuzla göklere talibiz. Ancak unutmamak gerekir ki; göklere yükselmenin yolu, yeryüzünde eğilmekten geçer. Secde, insanın yerçekimine en çok teslim olduğu an gibi görünse de, aslında ruhun prangalarından kurtulup özgürleştiği en yüksek noktadır. Bu kutlu gecede kendimize sormalıyız: Benim miracım neresi? Kendi "sidretü'l-münteha"mıza ulaşmak için hangi yüklerimizden kurtulmamız gerekiyor? Kin, haset, kibir ve dünya hırsı gibi ruhu aşağı çeken ağırlıkları bırakmadan, gerçek manada bir yükseliş mümkün müdür?   Miracın Hediyesi: Sorumluluk ve Müjde Miraç’tan bize kalan en büyük miras olan namaz, sadece bir ibadet değil, günlük hayatın keşmekeşinden bir "firar" ve yaratıcıyla bir "randevu"dur. Bu gece, bu randevunun kıymetini yeniden idrak etme gecesidir. Bakara Suresi'nin son ayetleriyle bize verilen müjde ise çok nettir: "Allah hiçbir nefse gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez." Bu, yorgun ruhlar için bir nefes, umutsuz kalpler için en büyük dayanaktır.   Bugünün Dünyasında Miraç Okuması Bugün insanlık, teknolojik olarak gökyüzünün en derinlerine ulaştı, uydular gönderdi, mesafeleri kısalttı. Ancak mesafe kısaldıkça gönüller birbirinden uzaklaştı. Maddi yükselişimiz, manevi bir sığlıkla gölgelendi. Miraç bize hatırlatıyor ki; ahlakla taçlanmayan bir bilgi, merhametle birleşmeyen bir güç, insanı "insan-ı kâmil" mertebesine taşımaz. Bu gece; sadece tespihlerin çekildiği, kandil simitlerinin paylaşıldığı bir gece olmamalı. Bu gece; kırık kalplerin onarıldığı, küskünlüklerin bittiği, komşunun açlığından haberdar olunduğu bir "insani yükseliş" gecesi olmalı. Netice itibarıyla; Gök kapılarının aralandığı bu mübarek gecede, duamız odur ki; Rabbim bizleri kendi iç dünyasında hicretini tamamlamış, miracı secdeyle buluşturmuş ve ahlakıyla yeryüzünü güzelleştiren kullarından eylesin. Geceniz mübarek, gönül miracınız daim olsun.
Ekleme Tarihi: 15 Ocak 2026 -Perşembe

Gönül Miracı: Yükseliş Sadece Göklere mi?

Zamanın akıp gidişi içinde öyle anlar vardır ki, sanki gökyüzü yeryüzüne eğilir, kalpler fırtınalardan durulup dingin bir limana sığınır. İşte o müstesna duraklardan birinin, Miraç Gecesi’nin eşiğindeyiz.

Miraç; sadece bin küsur yıl önce gerçekleşmiş tarihi bir yolculuk, fiziksel bir yükseliş veya bir "isra" mucizesi değildir. Miraç, her şeyden önce insanın kendi iç dünyasındaki karanlıklardan sıyrılıp, aydınlığa, hakikate ve en yüceye olan sonsuz iştiyakının sembolüdür. Peygamber Efendimiz’in (sav) şahsında tecelli eden bu büyük buluşma, aslında her mümin için her gün beş vakit tekrarlanacak bir kapının müjdesidir.

 

Dikey Yükselişten Yatay Merhamete

Miraç denilince zihnimizde canlanan o muazzam basamaklar, bize bir şeyi fısıldar: İnsan, sadece toprağa bağlı bir varlık değildir. Bizler, ruhumuzla göklere talibiz. Ancak unutmamak gerekir ki; göklere yükselmenin yolu, yeryüzünde eğilmekten geçer. Secde, insanın yerçekimine en çok teslim olduğu an gibi görünse de, aslında ruhun prangalarından kurtulup özgürleştiği en yüksek noktadır.

Bu kutlu gecede kendimize sormalıyız: Benim miracım neresi? Kendi "sidretü'l-münteha"mıza ulaşmak için hangi yüklerimizden kurtulmamız gerekiyor? Kin, haset, kibir ve dünya hırsı gibi ruhu aşağı çeken ağırlıkları bırakmadan, gerçek manada bir yükseliş mümkün müdür?

 

Miracın Hediyesi: Sorumluluk ve Müjde

Miraç’tan bize kalan en büyük miras olan namaz, sadece bir ibadet değil, günlük hayatın keşmekeşinden bir "firar" ve yaratıcıyla bir "randevu"dur. Bu gece, bu randevunun kıymetini yeniden idrak etme gecesidir. Bakara Suresi'nin son ayetleriyle bize verilen müjde ise çok nettir: "Allah hiçbir nefse gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez." Bu, yorgun ruhlar için bir nefes, umutsuz kalpler için en büyük dayanaktır.

 

Bugünün Dünyasında Miraç Okuması

Bugün insanlık, teknolojik olarak gökyüzünün en derinlerine ulaştı, uydular gönderdi, mesafeleri kısalttı. Ancak mesafe kısaldıkça gönüller birbirinden uzaklaştı. Maddi yükselişimiz, manevi bir sığlıkla gölgelendi. Miraç bize hatırlatıyor ki; ahlakla taçlanmayan bir bilgi, merhametle birleşmeyen bir güç, insanı "insan-ı kâmil" mertebesine taşımaz.

Bu gece; sadece tespihlerin çekildiği, kandil simitlerinin paylaşıldığı bir gece olmamalı. Bu gece; kırık kalplerin onarıldığı, küskünlüklerin bittiği, komşunun açlığından haberdar olunduğu bir "insani yükseliş" gecesi olmalı.

Netice itibarıyla; Gök kapılarının aralandığı bu mübarek gecede, duamız odur ki; Rabbim bizleri kendi iç dünyasında hicretini tamamlamış, miracı secdeyle buluşturmuş ve ahlakıyla yeryüzünü güzelleştiren kullarından eylesin.

Geceniz mübarek, gönül miracınız daim olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 63olay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.