Zamanın akışı içinde öyle anlar vardır ki, sıradan bir gün olmanın ötesine geçer; her saniyesi bir uyanışa, her anı derin bir teslimiyete kapı aralar. İşte Kurban Bayramı, mümin yürekler için tam da böyle bir zaman dilimidir. Sadece takvim kâğıtlarının değiştiği sıradan bir tatil değil; adanmışlığın, paylaşmanın ve en önemlisi "yakınlaşmanın" zirveye ulaştığı mübarek bir iklimdir.
Kelime kökeni itibarıyla "kurban", kurb kökünden gelir; yani yakınlaşmak demektir. Bu ibadet, kulun Yaratan’ına yaklaşma arzusunun somut bir tezahürüdür. Fakat İslam’ın o muazzam dengesi burada da kendini gösterir: Allah’a yaklaşmak, O’nun yarattıklarına yaklaşmaktan, insanı sevmekten ve bölüşmekten geçer.
Teslimiyetin Aynası: Hz. İbrahim ve İsmail Olabilmek
Kurban, bize her yıl asırlar öncesinden bir sadakat hikayesini fısıldar. Hz. İbrahim’in büyük imtihanını, Hz. İsmail’in o hayranlık uyandıran rızasını ve Hz. Hacer’in sarsılmaz tevekkülünü hatırlarız. Kurban kesmek, aslında sembolik bir eylemdir. Asıl mesele, Hz. İbrahim gibi en sevdiklerimizi, dünyalık bağlarımızı Allah rızası için gözden çıkarıp çıkaramadığımızdır.
Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim, bu ibadetin özünü şu sarsıcı ayetle bizlere bildirir:
"Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; O’na ulaşacak olan sadece sizin takvanızdır." (Hac Suresi, 37)
Demek ki mesele ne sadece bir ibadeti şeklen yerine getirmek ne de sofraları etle doldurmaktır. Mesele, kalbimizdeki o derin samimiyeti, takvayı Allah’a arz edebilmektir.
Paylaştıkça Çoğalan Bir Medeniyet
Kurban Bayramı, bireyselliğin ve bencilliğin modern dünya tarafından kutsandığı günümüzde, adeta bir "panzehir" gibidir. "Ben" duvarlarını yıkıp "biz" diyebilmenin en güzel vesilesidir.
Kurban ibadeti, toplumsal adaletin ve kardeşliğin sigortasıdır:
Açları ve Kimsesizleri Gözetmek: Hiç tanımadığımız, belki de yıl boyu evine et girmemiş bir yoksulun kapısını çalmaktır.
Gönül Köprüleri Kurmak: Sadece malı değil, sevgiyi, tebessümü ve zamanı paylaşmaktır.
Kırgınlıkları Unutmak: Bayramın feyziyle dargınlıkları bir kenara bırakıp kucaklaşmaktır.
Bizler, "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" buyuran bir Peygamber’in ümmetiyiz. Kurban, bu nebevi uyarının hayat bulduğu, zenginle fakirin aynı sofranın bereketinde buluştuğu evrensel bir şölendir.
Bu Bayram Kendimize de Yakınlaşalım
Bu Kurban Bayramı’nda, elimize bıçağı alıp kurbanımızı keserken, içimizdeki kötü hasletleri de kurban etmeye niyet edelim. Kibri, hasedi, cimriliği ve bencilliği de o kurbanla birlikte hayatımızdan çıkaralım.
Gelin, bu bayram sadece akrabalarımızın değil; yetimlerin, mazlumların ve unutulmuşların da bayramı olsun. Kesilen her kurban, bizi Allah’a bir adım daha yaklaştırsın; kalplerimizdeki katılıkları yumuşatsın.
Kurban Bayramı’nız mübarek, dualarınız ve ibadetleriniz kabul olsun. Gönülleriniz huzurla, haneleriniz bereketle dolsun.
