/
Dinimizi Öğreniyoruz
Köşe Yazarı
Dinimizi Öğreniyoruz
 

Birlik, Bereket ve İbret Günü: Aşure ve 10 Muharrem

İslam medeniyetinin zamana nakşettiği öyle müstesna günler vardır ki, sadece takvim yapraklarında birer rakam değil; tarihin, inancın ve insani değerlerin harmanlandığı birer dönüm noktasıdır. Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem ve bu ayın onuncu günü idrak edilen Aşure Günü, işte bu manevi durakların en başında gelir. Kelime anlamı itibarıyla Arapça "aşara" (on) kökünden türeyen aşure, hem paylaştıkça çoğalan bir bereketin hem de insanlık tarihine yön veren derin ibretlerin simgesidir. İslami çerçeveden bakıldığında 10 Muharrem, insanlık tarihinin adeta bir hidayet ve necat (kurtuluş) sahnesidir. Hz. Adem’in tövbesinin kabul edilmesinden Hz. Nuh’un gemisinin Cudi Dağı’na oturmasına, Hz. İbrahim’in ateşten kurtulmasından Hz. Musa ve kavminin Firavun’un zulmünden halas olmasına kadar pek çok ilahi tecelli ve mucize bu güne tevafuk etmiştir. Bu yönüyle Aşure, inananlar için bir şükür, sabır ve yenilenme vesilesidir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilerin bu günde Musa aleyhisselamın kurtuluşu adına oruç tuttuklarını görmüş ve "Biz Musa’ya sizden daha layıkız" buyurarak bu günü oruçla taçlandırmış, bizlere de Muharrem’in 9 ve 11. günleriyle birleştirerek oruç tutmayı tavsiye etmiştir. Ancak 10 Muharrem, tarihin sayfalarında sadece bir sevinç ve kurtuluş günü olarak kalmamış; İslam tarihinin en büyük acılarından birini, Kerbela faciasını da bağrında taşımıştır. Efendimiz’in (s.a.v.) "Dünyanın iki reyhanı" diyerek sevdiği, cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin ve beraberindeki ehl-i beyt mensuplarının şehit edilmesi, bu günü aynı zamanda derin bir tefekkür ve hüzün gününe dönüştürmüştür. Kerbela, ümmetin ortak acısıdır; bize adaleti, haksızlığa karşı izzetli duruşu ve birliğin ne kadar hayati olduğunu feryat eden zamansız bir mekteptir. Bu iki zıt görünümlü hakikat —kurtuluşun neşesi ile şahadetin hüznü— aslında İslam’ın dünya hayatına bakışındaki o muazzam dengeyi özetler: Hayat, varlıkla yokluğun, sevinçle imtihanın bir arada yürüdüğü bir köprüdür. İşte tam da bu yüzden, mutfaklarımızda kaynayan aşure çorbası sıradan bir tatlı olmanın çok ötesinde bir medeniyet şuurudur. Birbirinden tamamen farklı karakterdeki onlarca malzemenin —fasulyenin, nohudun, kayısının, incirin, buğdayın— aynı kazanda, kendi kimliklerini kaybetmeden ama muazzam bir ahenkle birleşip tek bir lezzete dönüşmesidir aşure. Bu, İslam’ın "birlik içinde çokluk" (kesrette vahdet) ilkesinin somut bir tezahürüdür. Farklılıklarımızın bir çatışma unsuru değil, hayatı tatlandıran birer zenginlik olduğunun en lezzetli kanıtıdır. Bugün bizlere düşen; aşure kazanlarını kaynatırken sadece midelerimizi değil, gönüllerimizi de o birleştirici ruhla doyurmaktır. Komşunun kapısını çalarken mezhebine, meşrebine, fikrine bakmadan muhabbeti paylaşmaktır. Kerbela’nın hüznünden ders çıkarıp, yeni Kerbela’lara geçit vermeyecek bir kardeşlik iklimini yeşertmektir. Aşure günümüz mübarek, gönüllerimiz bir, sofralarımız bereketli olsun.
Ekleme Tarihi: 25 Haziran 2026 -Perşembe

Birlik, Bereket ve İbret Günü: Aşure ve 10 Muharrem

İslam medeniyetinin zamana nakşettiği öyle müstesna günler vardır ki, sadece takvim yapraklarında birer rakam değil; tarihin, inancın ve insani değerlerin harmanlandığı birer dönüm noktasıdır. Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem ve bu ayın onuncu günü idrak edilen Aşure Günü, işte bu manevi durakların en başında gelir. Kelime anlamı itibarıyla Arapça "aşara" (on) kökünden türeyen aşure, hem paylaştıkça çoğalan bir bereketin hem de insanlık tarihine yön veren derin ibretlerin simgesidir.

İslami çerçeveden bakıldığında 10 Muharrem, insanlık tarihinin adeta bir hidayet ve necat (kurtuluş) sahnesidir. Hz. Adem’in tövbesinin kabul edilmesinden Hz. Nuh’un gemisinin Cudi Dağı’na oturmasına, Hz. İbrahim’in ateşten kurtulmasından Hz. Musa ve kavminin Firavun’un zulmünden halas olmasına kadar pek çok ilahi tecelli ve mucize bu güne tevafuk etmiştir. Bu yönüyle Aşure, inananlar için bir şükür, sabır ve yenilenme vesilesidir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilerin bu günde Musa aleyhisselamın kurtuluşu adına oruç tuttuklarını görmüş ve "Biz Musa’ya sizden daha layıkız" buyurarak bu günü oruçla taçlandırmış, bizlere de Muharrem’in 9 ve 11. günleriyle birleştirerek oruç tutmayı tavsiye etmiştir.

Ancak 10 Muharrem, tarihin sayfalarında sadece bir sevinç ve kurtuluş günü olarak kalmamış; İslam tarihinin en büyük acılarından birini, Kerbela faciasını da bağrında taşımıştır. Efendimiz’in (s.a.v.) "Dünyanın iki reyhanı" diyerek sevdiği, cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin ve beraberindeki ehl-i beyt mensuplarının şehit edilmesi, bu günü aynı zamanda derin bir tefekkür ve hüzün gününe dönüştürmüştür. Kerbela, ümmetin ortak acısıdır; bize adaleti, haksızlığa karşı izzetli duruşu ve birliğin ne kadar hayati olduğunu feryat eden zamansız bir mekteptir.

Bu iki zıt görünümlü hakikat —kurtuluşun neşesi ile şahadetin hüznü— aslında İslam’ın dünya hayatına bakışındaki o muazzam dengeyi özetler: Hayat, varlıkla yokluğun, sevinçle imtihanın bir arada yürüdüğü bir köprüdür.

İşte tam da bu yüzden, mutfaklarımızda kaynayan aşure çorbası sıradan bir tatlı olmanın çok ötesinde bir medeniyet şuurudur. Birbirinden tamamen farklı karakterdeki onlarca malzemenin —fasulyenin, nohudun, kayısının, incirin, buğdayın— aynı kazanda, kendi kimliklerini kaybetmeden ama muazzam bir ahenkle birleşip tek bir lezzete dönüşmesidir aşure. Bu, İslam’ın "birlik içinde çokluk" (kesrette vahdet) ilkesinin somut bir tezahürüdür. Farklılıklarımızın bir çatışma unsuru değil, hayatı tatlandıran birer zenginlik olduğunun en lezzetli kanıtıdır.

Bugün bizlere düşen; aşure kazanlarını kaynatırken sadece midelerimizi değil, gönüllerimizi de o birleştirici ruhla doyurmaktır. Komşunun kapısını çalarken mezhebine, meşrebine, fikrine bakmadan muhabbeti paylaşmaktır. Kerbela’nın hüznünden ders çıkarıp, yeni Kerbela’lara geçit vermeyecek bir kardeşlik iklimini yeşertmektir.

Aşure günümüz mübarek, gönüllerimiz bir, sofralarımız bereketli olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 63olay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.