/
Mehmet Akbaş
Köşe Yazarı
Mehmet Akbaş
 

HUZUR VERMEME HASTALIĞI (HVH)

Dünya yaratıldığı günden beri insanoğlu ve diğer canlılara ev sahipliği yapıyor.. Dünya nüfusu her geçen gün artıyor. Günümüzde dünya nüfusu son açıklanan rakamlara göre 8.3 milyar civarındadır. Bu nüfus gittikçe de artmaktadır. Günümüzde tıp ve teknolojide çok gelişmiştir. Buna rağmen hastalıklar da çoğalmakta ve insan hayatını tehdit etmektedir. Neredeyse her gün yeni  bir hastalık ortaya çıkmakta ve bu hastalık/rahatsızlık insanın sağlıklı, mutlu yaşamasına engel olmaktadır.   İnsanın bu kısa ömründe rahat etmesine mani olan yüzlerce hastalık vardır ki bunların çoğu herkesçe duyulan, bilinen hastalıklardır. Bazı hastalıklar da vardır ki çok nadiren görülür ve herkes tarafından da anlaşılmaz. İnsanı yıpratıp yoran hatta çökerten hastalıklar genelde ruhi ve psikolojik hastalıklardır.  Son zamanlarda benim de fark ettiğim pek bilinmeyen daha doğrusu bilinip de dillendirilmeyen bir hastalık veya rahatsızlık  türü ortaya çıktı. Bunun adı nedir derseniz ‘’Huzur Vermeme Hastalığı’’ dır. Kısaca HVH olarak ifade ettiğimiz bu sinsi hastalık hiçbir rahatsızlığı olmayan insanları esir alıyor ve çevresini de çok olumsuz etkiliyor. Bu hastalığa/sıkıntıya  kapılan insan rahat ve huzurlu bir ortam görünce dayanamıyor ve bu güzel sakin ortamı sabote etmek, zehirlemek için harekete geçiyor. Ya hiç gereği yokken ters bir söz söylüyor, yanındaki insanı acımazsızca eleştiriyor, ya karşısındaki insanı sinirlendirecek bir eylemde bulunuyor, hakaret ediyor, küçümsüyor. Bunun sonucunda ortam bir anda geriliyor ve huzursuzluk ortaya çıkıyor, ortamdaki herkes geriliyor, üzülüyor, moralini bozuyor hatta bazen de intihar, cinnet gibi üzücü olaylara sebebiyet veriyor. Bu hastalık kadınlarda daha çok görülmekle beraber erkeklerde de görülebiliyor. Evli insanlar arasında bu hastalık daha çok ortaya çıkıyor. Örneğin evde veya bir gezi-etkinlikte  herkes gayet sakin bir şekilde oturup muhabbet ederken  HVH nükseden kadın erkeğe bir şey söylüyor veya olmayacak, gereksiz bir şey istiyor. Erkek o basit işi anlamadığında , yapmadığında yapmak istemediğinde  kadın büyük bir saldırıya geçiyor ve o basit iş bir anda içinden çıkılmaz büyük bir krize dönüşüyor ve ortamda kimsenin huzuru kalmıyor.  İşin ilginç tarafı o olaylara sebep olan kimse dahil hiç kimse  bu durumdan memnun olmuyor ve günün sonunda herkes muzdarip olup mutsuzluğa kapılıyor. Tam da bu hastalık yüzünden birçoğunun mutlu yuvası dağılıyor, işi bozuluyor, psikolojisi alt üst oluyor. Bu durumda o hastalık sahibi kişi daha çok üzülüyor bu durumlara. Demek ki o insanın elinde olan bir şey değil. HVH insanları tutsak ediyor, iradesini iptal ediyor, dengesini bozuyor. Sonuçta da o insan hem kendisini hem çevresini huzurdan mahrum ediyor. Hastalığa kapılan böyle insanların bir suçu yok, ellerinde değil desek de aslında onlar farkında olmadan buna zemin hazırladılar ve kendilerini bu rahatsızlığın kucağına attılar. Nasıl mı oldu? Öyle insanlar hayata, olaylara hep olumsuz, karamsar baktılar. Yaşanmaya değer bir şey bulamadılar, insanları olduğu gibi kabullenemediler, hep başkasıyla kıyasladılar, hep daha fazlasını istediler, hiçbir zaman insanları takdir, teşvik etmediler. Bu kara tablo sonunda da kendileri HVH ‘ye yakalandılar. Bu hastalık aslında tedavisi olmayan bir hastalık da değil. İnsan mutlu olmak ve yaşadığı kişileri mutlu etmek isterse önce gözle görülür ve somut bir belirtisi olmayan bu kötü hastalığa yakalandığını kabul etmeli ve bundan sıyrılmaya çalışmalıdır. Çünkü diğer hastalıklarda olduğu gibi bunda da erken teşhis çok önemli. Bunu kabullenmek ve dostlarının iyi niyetli uyarılarını dikkate almak iyileşmenin ve normalleşmenin en önemli adımlarındandır. Günümüzde bedeni hastalıklardan daha çok ruhi hastalıklar insanları hayattan koparmaktadır. Buna teslim olmamak için şu güzel vecizeye kulak vermeli ve bunu hayatımıza uygulamalıyız. Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır‘’ Yani hep olumlu şeyler düşünmeli ve hayata pozitif bakmalı, hata ve kusurları affedebilmeliyiz.
Ekleme Tarihi: 02 Kasım 2026 -Pazartesi

HUZUR VERMEME HASTALIĞI (HVH)

Dünya yaratıldığı günden beri insanoğlu ve diğer canlılara ev sahipliği yapıyor.. Dünya nüfusu her geçen gün artıyor. Günümüzde dünya nüfusu son açıklanan rakamlara göre 8.3 milyar civarındadır. Bu nüfus gittikçe de artmaktadır. Günümüzde tıp ve teknolojide çok gelişmiştir. Buna rağmen hastalıklar da çoğalmakta ve insan hayatını tehdit etmektedir. Neredeyse her gün yeni  bir hastalık ortaya çıkmakta ve bu hastalık/rahatsızlık insanın sağlıklı, mutlu yaşamasına engel olmaktadır.  

İnsanın bu kısa ömründe rahat etmesine mani olan yüzlerce hastalık vardır ki bunların çoğu herkesçe duyulan, bilinen hastalıklardır. Bazı hastalıklar da vardır ki çok nadiren görülür ve herkes tarafından da anlaşılmaz. İnsanı yıpratıp yoran hatta çökerten hastalıklar genelde ruhi ve psikolojik hastalıklardır.  Son zamanlarda benim de fark ettiğim pek bilinmeyen daha doğrusu bilinip de dillendirilmeyen bir hastalık veya rahatsızlık  türü ortaya çıktı. Bunun adı nedir derseniz ‘’Huzur Vermeme Hastalığı’’ dır. Kısaca HVH olarak ifade ettiğimiz bu sinsi hastalık hiçbir rahatsızlığı olmayan insanları esir alıyor ve çevresini de çok olumsuz etkiliyor. Bu hastalığa/sıkıntıya  kapılan insan rahat ve huzurlu bir ortam görünce dayanamıyor ve bu güzel sakin ortamı sabote etmek, zehirlemek için harekete geçiyor. Ya hiç gereği yokken ters bir söz söylüyor, yanındaki insanı acımazsızca eleştiriyor, ya karşısındaki insanı sinirlendirecek bir eylemde bulunuyor, hakaret ediyor, küçümsüyor. Bunun sonucunda ortam bir anda geriliyor ve huzursuzluk ortaya çıkıyor, ortamdaki herkes geriliyor, üzülüyor, moralini bozuyor hatta bazen de intihar, cinnet gibi üzücü olaylara sebebiyet veriyor. Bu hastalık kadınlarda daha çok görülmekle beraber erkeklerde de görülebiliyor. Evli insanlar arasında bu hastalık daha çok ortaya çıkıyor. Örneğin evde veya bir gezi-etkinlikte  herkes gayet sakin bir şekilde oturup muhabbet ederken  HVH nükseden kadın erkeğe bir şey söylüyor veya olmayacak, gereksiz bir şey istiyor. Erkek o basit işi anlamadığında , yapmadığında yapmak istemediğinde  kadın büyük bir saldırıya geçiyor ve o basit iş bir anda içinden çıkılmaz büyük bir krize dönüşüyor ve ortamda kimsenin huzuru kalmıyor.  İşin ilginç tarafı o olaylara sebep olan kimse dahil hiç kimse  bu durumdan memnun olmuyor ve günün sonunda herkes muzdarip olup mutsuzluğa kapılıyor. Tam da bu hastalık yüzünden birçoğunun mutlu yuvası dağılıyor, işi bozuluyor, psikolojisi alt üst oluyor. Bu durumda o hastalık sahibi kişi daha çok üzülüyor bu durumlara. Demek ki o insanın elinde olan bir şey değil. HVH insanları tutsak ediyor, iradesini iptal ediyor, dengesini bozuyor. Sonuçta da o insan hem kendisini hem çevresini huzurdan mahrum ediyor. Hastalığa kapılan böyle insanların bir suçu yok, ellerinde değil desek de aslında onlar farkında olmadan buna zemin hazırladılar ve kendilerini bu rahatsızlığın kucağına attılar. Nasıl mı oldu? Öyle insanlar hayata, olaylara hep olumsuz, karamsar baktılar. Yaşanmaya değer bir şey bulamadılar, insanları olduğu gibi kabullenemediler, hep başkasıyla kıyasladılar, hep daha fazlasını istediler, hiçbir zaman insanları takdir, teşvik etmediler. Bu kara tablo sonunda da kendileri HVH ‘ye yakalandılar. Bu hastalık aslında tedavisi olmayan bir hastalık da değil. İnsan mutlu olmak ve yaşadığı kişileri mutlu etmek isterse önce gözle görülür ve somut bir belirtisi olmayan bu kötü hastalığa yakalandığını kabul etmeli ve bundan sıyrılmaya çalışmalıdır. Çünkü diğer hastalıklarda olduğu gibi bunda da erken teşhis çok önemli. Bunu kabullenmek ve dostlarının iyi niyetli uyarılarını dikkate almak iyileşmenin ve normalleşmenin en önemli adımlarındandır.

Günümüzde bedeni hastalıklardan daha çok ruhi hastalıklar insanları hayattan koparmaktadır. Buna teslim olmamak için şu güzel vecizeye kulak vermeli ve bunu hayatımıza uygulamalıyız. Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır‘’ Yani hep olumlu şeyler düşünmeli ve hayata pozitif bakmalı, hata ve kusurları affedebilmeliyiz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 63olay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.