İnsan, kainatın en kıymetli varlığıdır. Dünyaya boş bir zihinle gelir ve kendisine lazım olan her şeyi burada öğrenmeye çalışır. İnsan her bilgiye muhtaç olarak gelir ve hayatı boyunca da devam eder, etmelidir de. Türk Dil Kurumunda İlim, sözcüğü "Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim" olarak vermektedir. İlim ve bilim eş anlamlıdır ve birbirinin yerine kullanılabilir. Ancak dini metinlerde ilim tercih edilirken bilimsel dökümanlarda daha çok bilim tercih edilir.
İlim öğrenmek dinimizce özellikle teşvik edilmiş ve ilim sahiplerinden , ilim adamlarından övgüyle söz edilmiştir. Bu konuyla ilgili çok fazla ayet ve hadise rastlamaktayız. Örneğin, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” ayeti, ilim sahibi olmanın insanları farklı bir seviyeye taşıdığına işaret etmektedir. Aynı şekilde, “Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme. “Rabbim! İlmimi arttır” de.” ayeti de sürekli bir öğrenme sürecinde olmanın gerekliliğini vurgulamaktadır.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) de, hadislerinde ilmin öneminden sıkça bahsetmiştir. “İlim öğrenmek, her Müslüman erkek ve kadına farzdır.” hadisi; bilgi edinmenin sadece bir tavsiye değil, dini bir sorumluluk olduğuna dikkat çeker. “İlim Çin’de de olsa alınız.” hadisi ise bilginin nerede olursa olsun arayıp bulunması gerektiğini ifade eder.Ecdadımız da ilme ve ilim adamlarına çok kıymet vermiş ve alimler her zaman padişahların meclislerine davet edilip taltif edilmiştir.
Günümüzde özellikle İslam dünyasında ilme karşı bir duyarsızlık bir ilgisizlik başını almış gidiyor. İlim sayesinde 3 kıtaya adaletle hükmeden ecdadımızın ilim ve kültür mirası ortada kalmış ve bu mükemmel miras ihmal edilmiştir. Batılılar Ortaçağın karanlık günlerinden bilime sarılarak çıkarken ve bunda da islami bilginlerin kaynaklarından faydalanarak yaparken biz Müslümanlar ise adeta kendimizi inkar ederek bu servetten gafil olmuş ve geri kalmaya mahkum olmuşuz. Batı medeniyeti bugünkü ilim ve tekniğini İslami kaynaklara borçludur ve insaflı olan birçok araştırmacı da bunu ifade etmektedir. Meşhur bir Batılı düşünür bu konuda şu çarpıcı ifadeleri dile getirmiştir. Bugünkü ilerlememizi Müslüman alimlerin elimize geçen ve yağmalardan kurtardığımız eserler sayesinde sağladık. Diğer eserlere de erişebilseydik belki de bugün gezegenler arası yolculuğu gündeme almıştık. Meşhur ilim adamlarımızdan Fuat Sezgin islamın ve Müslümanların bilim dünyasına katkılarını değerli eserlerinde ifade ederken acı bir itirafta da bulunur . İslam dünyasının ilme katkılarını bir yabancıya daha kolay anlattım yıllarca. Ve bizim medeniyetin büyüklüğünü sözde Müslümanlara anlatmakta çok zorlandım diyerek acı bir itirafta bulunmuştur.
İlim her zaman değerliydi, bu zamanda ise daha da değerli hale gelmiştir. Tekrar ilme sarılmalı ve dünyaya örnek olmalıyız. Yoksa tüketim asrında dünya egemenlerinin kirli oyunlarının bir parçası olmaktan öteye geçemeyiz.
