Batı medeniyeti, insanlara ve insanlığa bir katkı sunmadığı, adalet, hoşgörü, merhamet vb. değerleri inşa edemediği için biraz mahcubiyet biraz da art içinde sahte günler icat ederek kendini avutmanın yolunu buldu. Sadece kendini avutmak da değildi amaçları. İnsanlığa yön vermek, onları sömürmek de hedefleri arasındaydı ve maalesef bu meşum hedeflerinde başarılı da oldular. Çirkin ve merhametsiz olan gerçek yüzlerini gizleyip demokrasi ve insan hakları havarisi rollerini çok iyi oynadılar ve oynamaya da devam ediyorlar.
Batılı zihniyet insanı hiçbir zaman öncelemedi, önemsemedi, değerli görmedi. Sadece kendi milletine ve ülkesine yatırım yaptı, onlara hizmet etti. Geride kalan tüm dünyaya kör , sağır, dilsiz oldu. Belki utançlarını örtmek, katliamlar, sömürgeleştirmeler ve soykırımlarını perdelemek için yılda bir gün anneler , babalar, hayvanlar vb uydurma günler icat etti ve insanlığı temsil ettiğini iddia etti. Batı medeniyetinin bu saf görünen ama sinsi emeller besleyen oyununa başta Müslümanlar olmak üzere tüm dünya aldanıp tuzağa düştü. Oysa İslam medeniyeti her türlü insani değere hak ettiği ilgi ve desteği verdi. Annenin ayaklarının altına cenneti serdi, babanın duasını peygamber duası değerine yükseltti, evlatları cennetin süsü ve kuşu kabul etti, her canlıya Allah’ın aziz bir emaneti olarak yaklaştı kısacası herkese, her yere gerçek değerini verdi. İslam, Batının kokmuş, çürümüş fikirlerini çöpe attı ama maalesef Batı : algıyla, yalanla, gösterişlerle, reklamlarla dünyaya sahte günlerini ve sahte projelerini dayattı. İnsanlık, bu uyduruk sahte günlere rağbet gösterdi ve her yere yaydı, pazarladı. Tüketim çılgınlığıyla kitleleri etkiledi ve kar ederek amacına ulaştı. İslam medeniyetinin samimi, doğal, huzur kokan iklimi yerine Batı’nın hegemonyası hakim oldu. Aile kurumunun tarumar olduğu, babalarının kim olduğu meçhul sistem,dünyaya sevgi ve hoşgörü merkezi olarak lanse edildi. Batılı zihniyet insanlığı medyanın sihirli ve aldatıcı gücüyle etkisi altına aldı ve hedeflerini gerçekleştirerek zafer kazandı.Tüm insani ve vicdani değerlerin gerçek temsilcisi olan İslam’ın mensupları bu kirli oyuna ya duyarsız kaldı, ya onlara gönüllü olarak iltihak etti, ya da ilgisiz kalıp mücadele etmedi. Sonuçta hiçbir değer tanımayan, kendi menfaati için dünyayı ateşe atmaktan çekinmeyen Batı medeniyeti galip geldi ve istediği şekilde dünyayı kanalize etti. Müslümanlar artık uyanmalı ve Batı’nın bu sahte günlerine de kutlamalarına da tepki göstermeli ve bu uydurma etkinliklere boyun eğmemelidir. Aynı sorun ve rezalet Batı’nın sahte kahramanlarını allayıp pullayıp her yerde gururla teşhir etmesinde de görülmektedir. Dünya tarihinde adalet, dürüstlük, cesaret ve bilgeliğiyle meşhur sayısız insan kaynağımız olmasına rağmen bunlara yeterince sahip çıkmadığımız ve sahiplenmediğimiz için onların sahte kahramanları her yerde tanıtılıp reklam edilirken biz sadece seyrettik ve kültür istilasına maruz kaldık maalesef. Onlar kendilerine ait olan her şeye dört elle sarılırken biz tarihimize de ecdadımıza da yabancı olduk ve onları yeni nesille buluşturamadık. Gençlerimiz de ecdadını tanımadığı için sahte kahramanlara hayranlık duyarak büyüdü ve geçmişine sırtını döndü.
Dünya tarihinde adını tarihe altın harflerle yazdıran ecdada sahip olmasına rağmen bunları çocuklarına tanıtamayan ve sevdiremeyen bir millet olmak ne kadar da üzücü bir durum. Her alanda dünyanın en değerli insan kaynağına sahip olup bunları dünyaya duyuramamak büyük bir talihsizlik ve vurdumduymazlıktır. Artık kendimize gelip tarihimize ve ecdadımıza layık olmalı ve Batı’nın sahte günlerine de ucuz kahramanlarına da özenmemeli ve gerçek tarihimizi genç nesillere aktarmalıyız. Bunu yapamazsak daha çok nesiller kaybedip geri kalmaya mahkum olacağız.
