Mehmet Akbaş
Köşe Yazarı
Mehmet Akbaş
 

KENDİNE ZAMAN AYIRMAK

Hayatta her insanın kendine göre meşguliyetleri vardır. Herkes bu kısa hayat yolculuğunda kendince belirlediği amaç ve hedeflere ulaşmaya çalışmaktadır. İnsan bu dünya hayatında ailesi ,çevresi, eş ve dostları vs. ile irtibattadır ve onlara karşı da çeşitli sorumlulukları  bulunmaktadır. İşte insan herkese yardım etmeye ve herkesle görüşüp ilgilenmeye çalışırken çoğu zaman kendini, kendi rahatınıhatta kendi geleceğini ihmal edebilmektedir.             Çağımız insanı hayat yolculuğunda sürekli bir telaş ve koşuşturma halindedir. Hep bir yerlere yetişmeye, başta ailesi olmak üzere  birilerine yardımcı olmaya gayret etmektedir. İşte insan bu arada çok önemli bir eksikliği yaşayarak kendini  ihmal etmektedir. Bu hareketlilik içinde o insanlara sorduğumuzda hep hızlı, aceleci ve heyecanlı olduğu cevabını alıyoruz. İşte insan bu telaş ve karmaşada bir an durup düşünmeli ve kendine zaman ayıramadığını fark etmelidir. Akıp giden bizim hayatımızdır, biten ömür bizim ömrümüzdür. Her yere koşayım, herkese yetişeyim diye bazen kendimizi heba ediyoruz. Yazık değil mi bize, canımıza, nefsimize? Ne zamana kadar hep başkası için yaşayacağız? Hep başkasının arkasını toplayacağız? Hem bunca yıldır, bunca zamandır bunları yaptık da ne oldu? Her zaman imdadına koştuğun, darda, sıkıntıda merhem olduğun kişiler seni ne kadar takdir etti? Geçmişte yüzlerce, binlerce kez yardım edip bir defa yetişemediğin insanlar sana teşekkür etti mi, seni takdir etti mi? Yoksa hepsini bir çırpıda ret ve inkar edip seni yaraladı mı? Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünden sonra  annesi demişti ki :’’Kim oğlumu ne zaman  nereye çağırdıysa oğlum hiç düşünmeden kalkıp gitti ama oğlum onları bir kere çağırdı, kimse gelmedi. Ey insan artık dur ve başını ellerinin arasına koyup düşün. Bu hayat benim ama hep başkası için yaşadım. Kendi zevklerimi, heyecanlarımı, hayallerimi hep birileri için feda ettim. Hep erteledim, öteledim. Ben herkese yetişmeye çalıştım ama hep eleştirildim. Kendimden özür dilemeliyim. Kendime çok kötülükler yaptım. En lezzetli yiyecekleri yemek yerine sakladım, en güzel giyecekleri giymeden yaşlandım. Ailem, çocuklarım, arkadaşlarım, dostlarımsizden şikayet etmiyorum, sizi yine seviyorum. Ama bana da acıyın, bazen gelemesem, bilemesem, yardım edemesem yanlış anlamayın. Ben yokum, ben öldüm farz edin, hep yanınızda olmayacağım, siz de yanımda kalmayacaksınız. Başka hayaller,  başka hayatlar kuracaksınız, başka insanlarla yola çıkacaksınız. İnsanları biraz kendi haline bırakın, kendilerini sorgulasınlar, kendilerine planlar yapsınlar. Sadece kendilerini dinlesinler, Bırakın ne olursunuz….Göreceksiniz bu durum onları da sizi de mutlu edecek. Hayat kısa, ömür hızla tükeniyor. Bazen yalnız bırakın eşinizi, dostunuzu, çocuğunuzu…Yalnızlık bazen huzur getirir. Her zaman aramayın, her zaman çağırmayın insanları veya çağırınca hemen koşmasını beklemeyin. Gelirse içten teşekkür edin, gelemezse darılmayın, küsmeyin, dışlamayın. Belki yorulmuştur, belki tükenmiştir ama utandığı için , mahcup olmamak için geliyorum demek zorunda kalır. Bazen de unutur, canı istemez, gelmezse de affedin, yine sevin, teşekkür edin, sarılın. Buna çok ihtiyacı var belki de.             Bu dünyada insan hem kendine zaman ayırmalı hem de çevresine, ülkesine, dünyasına faydalı olmaya çalışmalıdır. Herkese yetişemeyeceğini, her sorunu halledemeyeceğini, her derde derman olamayacağını  bilmeli ve kendini de ihmal etmemelidir. Kendi nefsimizin de bizim üzerimizde hakkı olduğunu sevgili peygamberimiz bizlere hatırlatmıştır. İşte bizler de bencil olmamak şartıyla kendimizi sevmeli ve kendimize zaman ayırmalıyız.
Ekleme Tarihi: 15 Ocak 2026 -Perşembe

KENDİNE ZAMAN AYIRMAK

Hayatta her insanın kendine göre meşguliyetleri vardır. Herkes bu kısa hayat yolculuğunda kendince belirlediği amaç ve hedeflere ulaşmaya çalışmaktadır. İnsan bu dünya hayatında ailesi ,çevresi, eş ve dostları vs. ile irtibattadır ve onlara karşı da çeşitli sorumlulukları  bulunmaktadır. İşte insan herkese yardım etmeye ve herkesle görüşüp ilgilenmeye çalışırken çoğu zaman kendini, kendi rahatınıhatta kendi geleceğini ihmal edebilmektedir.

            Çağımız insanı hayat yolculuğunda sürekli bir telaş ve koşuşturma halindedir. Hep bir yerlere yetişmeye, başta ailesi olmak üzere  birilerine yardımcı olmaya gayret etmektedir. İşte insan bu arada çok önemli bir eksikliği yaşayarak kendini  ihmal etmektedir. Bu hareketlilik içinde o insanlara sorduğumuzda hep hızlı, aceleci ve heyecanlı olduğu cevabını alıyoruz. İşte insan bu telaş ve karmaşada bir an durup düşünmeli ve kendine zaman ayıramadığını fark etmelidir. Akıp giden bizim hayatımızdır, biten ömür bizim ömrümüzdür. Her yere koşayım, herkese yetişeyim diye bazen kendimizi heba ediyoruz. Yazık değil mi bize, canımıza, nefsimize? Ne zamana kadar hep başkası için yaşayacağız? Hep başkasının arkasını toplayacağız? Hem bunca yıldır, bunca zamandır bunları yaptık da ne oldu? Her zaman imdadına koştuğun, darda, sıkıntıda merhem olduğun kişiler seni ne kadar takdir etti? Geçmişte yüzlerce, binlerce kez yardım edip bir defa yetişemediğin insanlar sana teşekkür etti mi, seni takdir etti mi? Yoksa hepsini bir çırpıda ret ve inkar edip seni yaraladı mı? Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünden sonra  annesi demişti ki :’’Kim oğlumu ne zaman  nereye çağırdıysa oğlum hiç düşünmeden kalkıp gitti ama oğlum onları bir kere çağırdı, kimse gelmedi.

Ey insan artık dur ve başını ellerinin arasına koyup düşün. Bu hayat benim ama hep başkası için yaşadım. Kendi zevklerimi, heyecanlarımı, hayallerimi hep birileri için feda ettim. Hep erteledim, öteledim. Ben herkese yetişmeye çalıştım ama hep eleştirildim. Kendimden özür dilemeliyim. Kendime çok kötülükler yaptım. En lezzetli yiyecekleri yemek yerine sakladım, en güzel giyecekleri giymeden yaşlandım.

Ailem, çocuklarım, arkadaşlarım, dostlarımsizden şikayet etmiyorum, sizi yine seviyorum. Ama bana da acıyın, bazen gelemesem, bilemesem, yardım edemesem yanlış anlamayın. Ben yokum, ben öldüm farz edin, hep yanınızda olmayacağım, siz de yanımda kalmayacaksınız. Başka hayaller,  başka hayatlar kuracaksınız, başka insanlarla yola çıkacaksınız. İnsanları biraz kendi haline bırakın, kendilerini sorgulasınlar, kendilerine planlar yapsınlar. Sadece kendilerini dinlesinler, Bırakın ne olursunuz….Göreceksiniz bu durum onları da sizi de mutlu edecek. Hayat kısa, ömür hızla tükeniyor. Bazen yalnız bırakın eşinizi, dostunuzu, çocuğunuzu…Yalnızlık bazen huzur getirir. Her zaman aramayın, her zaman çağırmayın insanları veya çağırınca hemen koşmasını beklemeyin. Gelirse içten teşekkür edin, gelemezse darılmayın, küsmeyin, dışlamayın. Belki yorulmuştur, belki tükenmiştir ama utandığı için , mahcup olmamak için geliyorum demek zorunda kalır. Bazen de unutur, canı istemez, gelmezse de affedin, yine sevin, teşekkür edin, sarılın. Buna çok ihtiyacı var belki de.

            Bu dünyada insan hem kendine zaman ayırmalı hem de çevresine, ülkesine, dünyasına faydalı olmaya çalışmalıdır. Herkese yetişemeyeceğini, her sorunu halledemeyeceğini, her derde derman olamayacağını  bilmeli ve kendini de ihmal etmemelidir. Kendi nefsimizin de bizim üzerimizde hakkı olduğunu sevgili peygamberimiz bizlere hatırlatmıştır. İşte bizler de bencil olmamak şartıyla kendimizi sevmeli ve kendimize zaman ayırmalıyız.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 63olay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.