Mehmet Akbaş
Köşe Yazarı
Mehmet Akbaş
 

KISA ÖMRÜYLE ADALETE DAMGA VURAN HALİFE: ÖMER BİN ABDÜLAZİZ

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) hayatını feda ederek İslam’ı hakim kılmış ve Cahiliye toplumunu kısa sürede Asr-ı Saadete çevirerek vazifesini en güzel şekilde tamamlamıştır. O’nun vefatından sonra da Hülefa-i Raşidin dediğimiz 4 İslam Halifesi O resulün yolundan giderek İslam’a ve Müslümanlara en layık hizmeti ifa etmişlerdir. Onların vefatından sonra ise Emeviler hilafeti saltanata çevirmiş ve toplumda fesat ve ihtilaflar yaşanmaya başlanmıştır. İslam dini geniş sınırlara ulaşmış ve Müslümanlar dönemin en büyük gücü olmuşlardı. Emeviler, Asr-ı Saadet ve akabinde hüküm süren Halifelerin adaletli ve merhametli yönetim tarzlarından uzaklaşıp halkın tepkisini çekecek uygulamalar yapmışlardır. Yönetimi saltanata çevirerek diğer milletleri dışlamışlar ve ırkçı bir anlayış sergileyerek lüks ve israfa sarılıp halkı küstürmüşlerdir. Emevi hanedanlığı döneminde dışarda fetihler sürerken içeride ise iç karışıklıklar ve isyanlar yaşanmaya başladı. Emeviler bunları kanlı bir şekilde bastırıp asayişi sağlamaya çalıştı. Bu gidişatı eleştirip durdurmaya çalışan devrin ilim adamları ise sürgün ve hapislere gönderildi. Sonuç olarak Müslüman toplumda huzursuzluklar ve bozulmalar yaşanmaya başladı. Halk bu durumdan çok şikayetçi ve mutsuzdu. Her devirde Rabbimiz İslam toplumunu yeniden ihya ve islah edecek müceddidler göndermiştir. Birçok ilim adamı hicri 1. asrın ilk müceddidinin Ömer bin Abdülaziz olduğunda ittifak etmişlerdir. Emevi soyundan gelen anne tarafından Hz.Ömer’in torunu olan Ömer bin  yılında Medine veya Mısır ‘da doğmuştur. Hz.Ömer halkın sorunlarını çözmek için her gece sokaklarda tebdili kıyafet dolaşır, halkın dertlerini bizzat görüp halletmek için yine bir gece sokaktan geçerken iki kadının tartıştığını duyar ve kulak kesilir. Annesi kızına süte su katmasını söylediğinde kızı buna karşı çıkarak halifenin bunu yasakladığını söyler. Annesi ise boşver halife bu saatte nerde nasıl görecek dediğinde kızı o ibretlik cevabı verir ve der ki: Halife görmese de Allah görüyor bunu yapamam demiştir. Bu konuşmalara şahit olan Hz. Ömer kızın ahlakından çok etkilenir ve hemen eve gelerek kızın araştırılmasını ister ve uygun görürse oğlu Asım’ a gelin olarak ister. İşte bu evlilikten Leyla isimli bir kız doğar, o da büyüyünce Abdülaziz bin Mervan ile evlenir. İşte Ömer bin Abdülaziz bu soydan gelir. Yani kısaca Hz.Ömer’in torunu Leyla’nın oğludur. Dedesinin yolundan yürüyerek adaletiyle dünyaya örnek olmuştur. Küçük Ömer en iyi Arap atlarının bulunduğu Şam sarayında atlarla oynarken atın biri yüzüne şiddetli bir tekme attı. Herkes telaşla ona yardıma koştular. Babası Abdülaziz yarayı silerken oluşan ize bakarken Halife Hz. Ömer’in o meşhur sözünü hatırlayıp mutlu oldu. ‘’Benim neslimden yüzünde yara izi bulunan bir kişi gelecek ve yeryüzünü adaletle dolduracak’’ gerçekten de 29 aylık halifeliğiyle sadece Müslümanlara değil tüm insanlara mükemmel bir örnek olmuş ve İslam adaletini yaşatarak insanlığa huzur ve mutluluk bırakmıştır. Küçük Ömer sarayda yaşarken iyi bir eğitim alıyordu, Kur’an-ı Kerim’i de ezberlemişti küçük yaşta. Fakat saray hayatı onu mutlu etmiyordu bir boşluk hissediyordu, İlme çok meraklıydı ve bir talebenin sarayda işi olmaz diyerek babasından izin alarak Medine’ye gitti. Medine ‘de önce Resullulah ve halifeleri ziyaret edip şefaatlerini talep etti.. Medine’de 8’i sahabe, 25’i Tabiinden olmak üzere 33 alimden dersler alarak kendini yetiştirdi. Babası Mısır valisi olmuş ve hac mevsiminde Medine’ye geldiğinde oğlunu ve hocasını ziyaret ettiğinde, oğlunun durumunu hocasına sorunca hocası şöyle demiştir.’’Kalbinde Allah korkusunun bu kadar yerleştiği başka birini görmedim ‘’deyince babası bu durumdan çok mutlu olarak ayrılmıştır. Babası ölünce mecburen Şam’a dönmüştür. Sultan olan amcası Abdülmelik bin Mervan kızı Fatma’yı takva sahibi iffet abidesi yeğeni Ömer’le evlendirdi. Kısa süre sonra da Sultan amcası ölmüş yerine de oğlu Velid b. Abdülmelik geçmişti. Velid, onu Medine valisi olarak görevlendirdi. Her ne kadar makam istemese de rica edilince kabul etmiş ve Medine’ye vali olarak gidince halk adaleti ve merhametiyle bilinen Ömer bin Abdülaziz’in gelmesine çok sevinmişti. Kısa sürede alimlerle istişare ederek şehirde huzur ve güveni tesis etti. Diğer şehirlerdeki zalim valilerin yönetiminde kaçan halk akın akın Medine’ye göç edince diğer valiler onu şikayet ederek görevden alınmasını istemişler ve maalesef Sultan’ı kandırarak bunu yapmışlar ve Ömer bin Abdülaziz valilikten azledilmiştir. Hükümdar velid de ölünce yerine Süleyman b. Abdülmelik geçti ve adaletli, dürüst, cesur olan  Ömer bin Abdülaziz’i ve yakın arkadaşı Recab.Hayve ‘yi yanına danışman olarak aldı. İki danışman da Hükümdar Süleyman’ın adaletten ayrılmaması için elinden geleni yapıyorlardı. Kısa süre Sultan rahatsızlandı ve Recab.Hayve ‘yi yanına çağırıp konuşmak istedi. Kendisinden sonra oğlu veya kardeşini ilan etmeliydi ama bunların halka zulmedeceğini düşünüp çekiniyordu. Aklındaki kişinin Ömer bin Abdülaziz olduğunu ama kardeşlerinin tepkisinden çekindiğini söyleyince Recab.Hayve buna çok sevindi çünkü kendisi de aynı şeyi düşünüyordu ve bunun için gerekirse canını ortaya koyacaktı. Recab.Hayvedahice bir plan yaptı Sultanın ölümüne kadar vasiyeti kimseye söylemedi. Hatta Ömer bin Abdülaziz onun yanına gelip böyle bir görev için asla kendisini teklif etmemesini bile rica etmiştir. Plan aynen işlenmiş ve sultanın vasiyeti ölümünden sonra duyurulmuş ve yeni sultanın Ömer bin Abdülaziz olduğu ilan edilmiştir. Sultan Ömer bin Abdülaziz camide halkın karşısına çıkmış ve biatın iptal edildiğini halkın seçimi ne ise ona göre hareket edeceğini ilan edince halk büyük bir coşkuyla ona sarılmış ve onun sultanlığını kabul edip tebrik etmişlerdir. Bu kalabalık ve izdihamda oğlunun gömleği yırtılınca sevgili oğluna dedi ki ‘’ Gömleğini diktir, artık yeni bir alıp getiremem’’ Böyle diyerek devlet yönetiminde çok hassas olacağını belli etmişti. Ömer bin Abdülaziz devleti düzene ve adalete kavuşturmak için önce ailesinden başladı. Eşi Fatma’ya dedi ki: ‘Halife olduğum için ailemi ihmal etmek zorunda kalacağım. İstersen babanın evine gidebilirsin. Benimle kalmak istersen baban ve akrabalarının sana hediye ettiği tüm malları hazineye bırakmalısın. Fatma çok sevdiği bu salih adamdan ayrılmak istemiyordu ama tüm servetini vermeyi kabul etti. Sadece babamın bana düğün hediyesi olan mücevherleri alma dese de Halife kabul etmedi ve onları da vermeyi kabul etti. Ömer bin Abdülaziz, saltanatla değil, halk tarafından seçimle gelmiştir. Halife Ömer ilk günlerde kendisini karşılamaya gelen süslü ve gösterişli olan korteji dağıtmış ve bunların hazineye aktarılmasını ve şatafatı kabul etmediğini söyleyerek sadeliği tercih etti. Halkın her kesimiyle doğrudan görüşmesine rağmen şairleri huzuruna kabul etmiyor ve onlara kese kese altın vermiyordu. Oysa eski Hükümdarlar şairleri el üstünde tutup yüklü miktarda bahşiş dağıtıyordu. Ömer bin Abdülaziz daha önce sahip olmadıkları tüm hakları fazlasıyla gayri Müslimlere vermekle beraber onları tüm yöneticilik görevlerinden azletti. Çünkü Allah Müslümanları İslamla şereflendirmişti. Ömer bin Abdülaziz Emevilerin kötü bir uygulaması olan sonradan Müslüman olanların zimmiler gibi vergi vermesini de kaldırarak Müslümanları rahatlattı Ömer bin Abdülaziz devlet malı konusunda o kadar hassas olmuştu ki evine neredeyse hiçbir şey almıyordu. Bir gün küçük kızlarını yanına gelince çocuklar ondan uzaklaşınca çok üzüldü. Yardımcısı Mühahim’e sorunca çocukların son gümlerde soğan ve sarımsaktan başka bir şey yemediğini bu yüzden de ondan kaçtıklarını söyleyince oturup ağlamış ve demiş ki yavrularım sizin rahat ve bolluk içinde yaşamanız güzel olur ama bu babanızın hesabını çetin yapar diyerek sabretmelerini istedi. Bir gün bir arkadaşı evine geldiğinde belinde bir peştemalle güneşte beklediğini görmüş ve bu ne hal deyince Halife de elbisemin kurumasını bekliyorum deyince niye bir elbise daha almıyorsun demiş. O da gerçek elbise takvadır deyip gerek yok demiştir. Her uygulamasında Kur’an ve sünneti takip etmiş olan bu zat dedesi Hz.Ömer’i örnek almıştır. Bozulan İslam toplumunu kısa sürede yeniden ihya ve inşa etmiş, adaletinden sadece Müslümanlar değil, gayri müslimler de istifade etmişlerdir. Ömer bin Abdülaziz, halifelik yaptığı 2.5 yıl gibi kısa bir sürede tüm İslam beldelerine ehil olan valiler atamış, zekat müessesini doğru uygulamış, diğer gelirlerle birlikte devlet hazinesi dolup taşmış, kısa sürede halk zenginleşmeye başlamış ve zekat verecek fakir bulunamamıştır. İslam’ın sosyal adaletini öyle öteye ve zirveye taşımış ki doğan her çocuğa aylık bağlatmış, maddi nedenlerden dolayı evlenemeyen gençlere destek vererek evlendirmiş, borçlu olanların borçlarını ödetmiş, insanların gelip geçtiği yerlere han ve kervansaraylar yaptırarak ücretsiz hizmet vermiştir. Hatta hayvanlara fazla yük yükletilmemesi ve eziyet edilmemesi için emirnameler yayınlamıştır. Ömer bin Abdülaziz halifeliğe fazlasıyla ehil olmasının yanında bu ağır yükü ve sorumluluğu omzunda taşıdığının bilincini her daim zihninde tutmuş. Allah’a karşı olan görevlerinin şuurunda olarak daime İslam esaslarına en uygun olanı yapmaya çalışmıştır. Onu en yakın danışmanları zamanın meşhur ve adaletli din adamları olmuş ve kendisi de önemli bir alim olmasına rağmen onlarla istişare ederek hareket etmiştir. Birçok İslam alimi onu Raşid halifelerin 5.’si olarak görmüşlerdir. Ehli sünnet ve’l  cemaati yani sünni ekolün temsilcileri onun zamanında  büyük bir güç ve itibar kazanmışlardır. Kendisinden önce ortaya çıkmış olan Haricilik, Şia vb. anlayışlarla en güzel şekilde mücadele etmiş, itikad farklılığından dolayı Müslüman kanı dökülmesine engel olarak fitneleri bertaraf etmiştir. Nitekim Emevi hanedanlığının bir türlü baş edemediği ve binlerce kişinin öldürüldüğü Haricilik meselesi onun adil  ve hakka yakın diyaloglarıyla suhuletle çözüme kavuşturulmuştur. Ömer bin Abdülaziz mezalim malları diye bilinen Ümeyye oğullarının halktan zulümle aldıkları ve beytülmaldan çaldıkları malları sahiplerine iade etmiş, kendi akrabalarını da yönetimden uzaklaştırmıştır. Yine Emevilerin Hz.Ali ve akrabalarıyla ilgili çirkin uygulamalarını kaldırmış ve Ehl-i Beyte mensup Müslümanların hak ettikleri değeri görmelerini sağlamıştır. İslam alimlerine göre Ömer bin Abdülaziz, hadis ve fıkıh alanında ilim sahibi olanlarla ilgili birçok olumlu karar alarak kendisinden sonraki ümmet için önderler yetişmesini sağlayarak ümmete büyük bir hizmet yapmıştır. Onun bu gayretleri İmam Malik, İmam Şafii, İmam Ahmed bin Hanbel gibi alimlerin yetişmesi için gerekli uygun ortamın oluşmasına vesile olmuştur. Ömer bin Abdülaziz Hama ile Halep arasında bir yerde zehirlendi. Ömer zehirlendiğini anlayınca onu yapanı yanına çağırdı ve niye bunu yaptığını sorunca bana bin dinar verdiler dedi. O parayı bana getir bunu hazineye bıraksınlar sen de kaç yoksa seni öldürürler dedi. Emevi hanedanlığının makama susamış kişileri saltanatlarının elden gideceğini anladıklarında bu kalleş yola başvurdular. Ömer bin Abdülaziz’in yine seçimle ehil birisini getireceklerinden korkup bu alçaklığı yaptılar. Halife eve geldi yatağa uzandı, çocuklarıyla vedalaştı ve ruhunu Rabbine teslim etti. Öldüğünde 39 yaşındaydı. 720 yılında vefat etti. Kısa ömründe ümmeti kendine getirmiş, Müslümanların zihnine doğru İslamı yerleştirmişti. Onun vefatına en çok üzülenlerden biri de Bizans İmparatoru 3.Leon’dur.’’Allah’a yemin olsun ki gerçekten benzersiz bir adaletin sembolü adil bir hükümdar öldü. Manastıra kapanıp Allah’a ibadet eden bir rahibe insanların hayranlık duyması boşunadır. Asıl hayranlık duyulması gereken bütün dünya imkanları elinde iken onlara bir kez olsun el uzatmamış olan Ömer bin Abdülaziz’dir. Danışmanı Raceb.Hayve onu yıkadığında yüzünün bembeyaz olduğunu gördüler. Oysa daha önceki hükümdarların çoğunun  yüzü simsiyahtı. Emevi ailesinin en bedbaht kişisi olan Ömer b.Velid halifenin ölümünden sonra ona bir iftira atmak istedi ve onun gizli bir odada bir küp mücevher sakladığını söyledi. Yeni Halife inanmasa da beraber o odaya girdiler ve eski sandıktan başka bir şey görmediler. Sandığı açıp baktıklarında içinde bir elbiseden başka bir yoktu. O mübarek bu tek parça temiz olan elbiseyle sabaha kadar ibadet ederdi. Herkes utanıp dışarı çıkıp ve yeni Halide Velid’ bir daha gözüme görünme dedi. Ömer bin Abdülaziz’in başarılı olmasında Allah’ın yardımıyla beraber vahyin ve sünnetin esas alınması, kendisinin hilafete ehil olması, istişare mekanizmasını etkin kullanması, en önemlisi de adil olması ve devlet yönetiminde akrabalık değil liyakate önem vermesi ve halkın da dua ve desteğiyle olmuştur. Günümüz İslam coğrafyasısın Müslümanlarını bugünkü aciz durumundan kurtaracak, Rabbimizin kitabına ve resulünün sünnetine uyacak, tüm insanlığı vahşi ideolojilerden kurtaracak, insanları kula kul olmaktan çıkarıp Allah’ın kulu olmaya yöneltecek, yeryüzüne İslam’ın eşsiz adaletini getirecek, Müslümanlara belki de ümmetin bir’’ Ömer bin Abdülaziz destanına’’ ihtiyacı vardır. Rabbimizden niyaz ve beklentimiz böyle adil ve şefkatli bir liderin tekrar gelerek tüm insanlığı bu bunalımlardan kurtarıp dünyaya huzur ve barış getirmesidir. NOT: Kaynak Ferit Yavuz 2018 Nida Yayıncılık
Ekleme Tarihi: 30 Aralık 2025 -Salı

KISA ÖMRÜYLE ADALETE DAMGA VURAN HALİFE: ÖMER BİN ABDÜLAZİZ

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) hayatını feda ederek İslam’ı hakim kılmış ve Cahiliye toplumunu kısa sürede Asr-ı Saadete çevirerek vazifesini en güzel şekilde tamamlamıştır. O’nun vefatından sonra da Hülefa-i Raşidin dediğimiz 4 İslam Halifesi O resulün yolundan giderek İslam’a ve Müslümanlara en layık hizmeti ifa etmişlerdir. Onların vefatından sonra ise Emeviler hilafeti saltanata çevirmiş ve toplumda fesat ve ihtilaflar yaşanmaya başlanmıştır.

İslam dini geniş sınırlara ulaşmış ve Müslümanlar dönemin en büyük gücü olmuşlardı. Emeviler, Asr-ı Saadet ve akabinde hüküm süren Halifelerin adaletli ve merhametli yönetim tarzlarından uzaklaşıp halkın tepkisini çekecek uygulamalar yapmışlardır. Yönetimi saltanata çevirerek diğer milletleri dışlamışlar ve ırkçı bir anlayış sergileyerek lüks ve israfa sarılıp halkı küstürmüşlerdir. Emevi hanedanlığı döneminde dışarda fetihler sürerken içeride ise iç karışıklıklar ve isyanlar yaşanmaya başladı. Emeviler bunları kanlı bir şekilde bastırıp asayişi sağlamaya çalıştı. Bu gidişatı eleştirip durdurmaya çalışan devrin ilim adamları ise sürgün ve hapislere gönderildi. Sonuç olarak Müslüman toplumda huzursuzluklar ve bozulmalar yaşanmaya başladı. Halk bu durumdan çok şikayetçi ve mutsuzdu.

Her devirde Rabbimiz İslam toplumunu yeniden ihya ve islah edecek müceddidler göndermiştir. Birçok ilim adamı hicri 1. asrın ilk müceddidinin Ömer bin Abdülaziz olduğunda ittifak etmişlerdir. Emevi soyundan gelen anne tarafından Hz.Ömer’in torunu olan Ömer bin  yılında Medine veya Mısır ‘da doğmuştur. Hz.Ömer halkın sorunlarını çözmek için her gece sokaklarda tebdili kıyafet dolaşır, halkın dertlerini bizzat görüp halletmek için yine bir gece sokaktan geçerken iki kadının tartıştığını duyar ve kulak kesilir. Annesi kızına süte su katmasını söylediğinde kızı buna karşı çıkarak halifenin bunu yasakladığını söyler. Annesi ise boşver halife bu saatte nerde nasıl görecek dediğinde kızı o ibretlik cevabı verir ve der ki: Halife görmese de Allah görüyor bunu yapamam demiştir. Bu konuşmalara şahit olan Hz. Ömer kızın ahlakından çok etkilenir ve hemen eve gelerek kızın araştırılmasını ister ve uygun görürse oğlu Asım’ a gelin olarak ister. İşte bu evlilikten Leyla isimli bir kız doğar, o da büyüyünce Abdülaziz bin Mervan ile evlenir. İşte Ömer bin Abdülaziz bu soydan gelir. Yani kısaca Hz.Ömer’in torunu Leyla’nın oğludur. Dedesinin yolundan yürüyerek adaletiyle dünyaya örnek olmuştur. Küçük Ömer en iyi Arap atlarının bulunduğu Şam sarayında atlarla oynarken atın biri yüzüne şiddetli bir tekme attı. Herkes telaşla ona yardıma koştular. Babası Abdülaziz yarayı silerken oluşan ize bakarken Halife Hz. Ömer’in o meşhur sözünü hatırlayıp mutlu oldu. ‘’Benim neslimden yüzünde yara izi bulunan bir kişi gelecek ve yeryüzünü adaletle dolduracak’’ gerçekten de 29 aylık halifeliğiyle sadece Müslümanlara değil tüm insanlara mükemmel bir örnek olmuş ve İslam adaletini yaşatarak insanlığa huzur ve mutluluk bırakmıştır. Küçük Ömer sarayda yaşarken iyi bir eğitim alıyordu, Kur’an-ı Kerim’i de ezberlemişti küçük yaşta. Fakat saray hayatı onu mutlu etmiyordu bir boşluk hissediyordu, İlme çok meraklıydı ve bir talebenin sarayda işi olmaz diyerek babasından izin alarak Medine’ye gitti. Medine ‘de önce Resullulah ve halifeleri ziyaret edip şefaatlerini talep etti.. Medine’de

8’i sahabe, 25’i Tabiinden olmak üzere 33 alimden dersler alarak kendini yetiştirdi. Babası Mısır valisi olmuş ve hac mevsiminde Medine’ye geldiğinde oğlunu ve hocasını ziyaret ettiğinde, oğlunun durumunu hocasına sorunca hocası şöyle demiştir.’’Kalbinde Allah korkusunun bu kadar yerleştiği başka birini görmedim ‘’deyince babası bu durumdan çok mutlu olarak ayrılmıştır. Babası ölünce mecburen Şam’a dönmüştür. Sultan olan amcası Abdülmelik bin Mervan kızı Fatma’yı takva sahibi iffet abidesi yeğeni Ömer’le evlendirdi. Kısa süre sonra da Sultan amcası ölmüş yerine de oğlu Velid b. Abdülmelik geçmişti. Velid, onu Medine valisi olarak görevlendirdi. Her ne kadar makam istemese de rica edilince kabul etmiş ve Medine’ye vali olarak gidince halk adaleti ve merhametiyle bilinen Ömer bin Abdülaziz’in gelmesine çok sevinmişti. Kısa sürede alimlerle istişare ederek şehirde huzur ve güveni tesis etti. Diğer şehirlerdeki zalim valilerin yönetiminde kaçan halk akın akın Medine’ye göç edince diğer valiler onu şikayet ederek görevden alınmasını istemişler ve maalesef Sultan’ı kandırarak bunu yapmışlar ve Ömer bin Abdülaziz valilikten azledilmiştir. Hükümdar velid de ölünce yerine Süleyman b. Abdülmelik geçti ve adaletli, dürüst, cesur olan  Ömer bin Abdülaziz’i ve yakın arkadaşı Recab.Hayve ‘yi yanına danışman olarak aldı. İki danışman da Hükümdar Süleyman’ın adaletten ayrılmaması için elinden geleni yapıyorlardı. Kısa süre Sultan rahatsızlandı ve Recab.Hayve ‘yi yanına çağırıp konuşmak istedi. Kendisinden sonra oğlu veya kardeşini ilan etmeliydi ama bunların halka zulmedeceğini düşünüp çekiniyordu. Aklındaki kişinin Ömer bin Abdülaziz olduğunu ama kardeşlerinin tepkisinden çekindiğini söyleyince Recab.Hayve buna çok sevindi çünkü kendisi de aynı şeyi düşünüyordu ve bunun için gerekirse canını ortaya koyacaktı. Recab.Hayvedahice bir plan yaptı Sultanın ölümüne kadar vasiyeti kimseye söylemedi. Hatta Ömer bin Abdülaziz onun yanına gelip böyle bir görev için asla kendisini teklif etmemesini bile rica etmiştir. Plan aynen işlenmiş ve sultanın vasiyeti ölümünden sonra duyurulmuş ve yeni sultanın Ömer bin Abdülaziz olduğu ilan edilmiştir.

Sultan Ömer bin Abdülaziz camide halkın karşısına çıkmış ve biatın iptal edildiğini halkın seçimi ne ise ona göre hareket edeceğini ilan edince halk büyük bir coşkuyla ona sarılmış ve onun sultanlığını kabul edip tebrik etmişlerdir. Bu kalabalık ve izdihamda oğlunun gömleği yırtılınca sevgili oğluna dedi ki ‘’ Gömleğini diktir, artık yeni bir alıp getiremem’’ Böyle diyerek devlet yönetiminde çok hassas olacağını belli etmişti. Ömer bin Abdülaziz devleti düzene ve adalete kavuşturmak için önce ailesinden başladı. Eşi Fatma’ya dedi ki: ‘Halife olduğum için ailemi ihmal etmek zorunda kalacağım. İstersen babanın evine gidebilirsin. Benimle kalmak istersen baban ve akrabalarının sana hediye ettiği tüm malları hazineye bırakmalısın. Fatma çok sevdiği bu salih adamdan ayrılmak istemiyordu ama tüm servetini vermeyi kabul etti. Sadece babamın bana düğün hediyesi olan mücevherleri alma dese de Halife kabul etmedi ve onları da vermeyi kabul etti.

Ömer bin Abdülaziz, saltanatla değil, halk tarafından seçimle gelmiştir. Halife Ömer ilk günlerde kendisini karşılamaya gelen süslü ve gösterişli olan korteji dağıtmış ve bunların hazineye aktarılmasını ve şatafatı kabul etmediğini söyleyerek sadeliği tercih etti. Halkın her kesimiyle doğrudan görüşmesine rağmen şairleri huzuruna kabul etmiyor ve onlara kese kese altın vermiyordu. Oysa eski Hükümdarlar şairleri el üstünde tutup yüklü miktarda bahşiş dağıtıyordu. Ömer bin Abdülaziz daha önce sahip olmadıkları tüm hakları fazlasıyla gayri Müslimlere vermekle beraber onları tüm yöneticilik görevlerinden azletti. Çünkü Allah Müslümanları İslamla şereflendirmişti. Ömer bin Abdülaziz Emevilerin kötü bir uygulaması olan sonradan Müslüman olanların zimmiler gibi vergi vermesini de kaldırarak Müslümanları rahatlattı Ömer bin Abdülaziz devlet malı konusunda o kadar hassas olmuştu ki evine neredeyse hiçbir şey almıyordu. Bir gün küçük kızlarını yanına gelince çocuklar ondan uzaklaşınca çok üzüldü. Yardımcısı Mühahim’e sorunca çocukların son gümlerde soğan ve sarımsaktan başka bir şey yemediğini bu yüzden de ondan kaçtıklarını söyleyince oturup ağlamış ve demiş ki yavrularım sizin rahat ve bolluk içinde yaşamanız güzel olur ama bu babanızın hesabını çetin yapar diyerek sabretmelerini istedi. Bir gün bir arkadaşı evine geldiğinde belinde bir peştemalle güneşte beklediğini görmüş ve bu ne hal deyince Halife de elbisemin kurumasını bekliyorum deyince niye bir elbise daha almıyorsun demiş. O da gerçek elbise takvadır deyip gerek yok demiştir. Her uygulamasında Kur’an ve sünneti takip etmiş olan bu zat dedesi Hz.Ömer’i örnek almıştır. Bozulan İslam toplumunu kısa sürede yeniden ihya ve inşa etmiş, adaletinden sadece Müslümanlar değil, gayri müslimler de istifade etmişlerdir. Ömer bin Abdülaziz, halifelik yaptığı 2.5 yıl gibi kısa bir sürede tüm İslam beldelerine ehil olan valiler atamış, zekat müessesini doğru uygulamış, diğer gelirlerle birlikte devlet hazinesi dolup taşmış, kısa sürede halk zenginleşmeye başlamış ve zekat verecek fakir bulunamamıştır. İslam’ın sosyal adaletini öyle öteye ve zirveye taşımış ki doğan her çocuğa aylık bağlatmış, maddi nedenlerden dolayı evlenemeyen gençlere destek vererek evlendirmiş, borçlu olanların borçlarını ödetmiş, insanların gelip geçtiği yerlere han ve kervansaraylar yaptırarak ücretsiz hizmet vermiştir. Hatta hayvanlara fazla yük yükletilmemesi ve eziyet edilmemesi için emirnameler yayınlamıştır. Ömer bin Abdülaziz halifeliğe fazlasıyla ehil olmasının yanında bu ağır yükü ve sorumluluğu omzunda taşıdığının bilincini her daim zihninde tutmuş. Allah’a karşı olan görevlerinin şuurunda olarak daime İslam esaslarına en uygun olanı yapmaya çalışmıştır. Onu en yakın danışmanları zamanın meşhur ve adaletli din adamları olmuş ve kendisi de önemli bir alim olmasına rağmen onlarla istişare ederek hareket etmiştir. Birçok İslam alimi onu Raşid halifelerin 5.’si olarak görmüşlerdir. Ehli sünnet ve’l  cemaati yani sünni ekolün temsilcileri onun zamanında  büyük bir güç ve itibar kazanmışlardır. Kendisinden önce ortaya çıkmış olan Haricilik, Şia vb. anlayışlarla en güzel şekilde mücadele etmiş, itikad farklılığından dolayı Müslüman kanı dökülmesine engel olarak fitneleri bertaraf etmiştir. Nitekim Emevi hanedanlığının bir türlü baş edemediği ve binlerce kişinin öldürüldüğü Haricilik meselesi onun adil  ve hakka yakın diyaloglarıyla suhuletle çözüme kavuşturulmuştur. Ömer bin Abdülaziz mezalim malları diye bilinen Ümeyye oğullarının halktan zulümle aldıkları ve beytülmaldan çaldıkları malları sahiplerine iade etmiş, kendi akrabalarını da yönetimden uzaklaştırmıştır. Yine Emevilerin Hz.Ali ve akrabalarıyla ilgili çirkin uygulamalarını kaldırmış ve Ehl-i Beyte mensup Müslümanların hak ettikleri değeri görmelerini sağlamıştır. İslam alimlerine göre Ömer bin Abdülaziz, hadis ve fıkıh alanında ilim sahibi olanlarla ilgili birçok olumlu karar alarak kendisinden sonraki ümmet için önderler yetişmesini sağlayarak ümmete büyük bir hizmet yapmıştır. Onun bu gayretleri İmam Malik, İmam Şafii, İmam Ahmed bin Hanbel gibi alimlerin yetişmesi için gerekli uygun ortamın oluşmasına vesile olmuştur.

Ömer bin Abdülaziz Hama ile Halep arasında bir yerde zehirlendi. Ömer zehirlendiğini anlayınca onu yapanı yanına çağırdı ve niye bunu yaptığını sorunca bana bin dinar verdiler dedi. O parayı bana getir bunu hazineye bıraksınlar sen de kaç yoksa seni öldürürler dedi. Emevi hanedanlığının makama susamış kişileri saltanatlarının elden gideceğini anladıklarında bu kalleş yola başvurdular. Ömer bin Abdülaziz’in yine seçimle ehil birisini getireceklerinden korkup bu alçaklığı yaptılar. Halife eve geldi yatağa uzandı, çocuklarıyla vedalaştı ve ruhunu Rabbine teslim etti. Öldüğünde 39 yaşındaydı. 720 yılında vefat etti. Kısa ömründe ümmeti kendine getirmiş, Müslümanların zihnine doğru İslamı yerleştirmişti. Onun vefatına en çok üzülenlerden biri de Bizans İmparatoru 3.Leon’dur.’’Allah’a yemin olsun ki gerçekten benzersiz bir adaletin sembolü adil bir hükümdar öldü. Manastıra kapanıp Allah’a ibadet eden bir rahibe insanların hayranlık duyması boşunadır. Asıl hayranlık duyulması gereken bütün dünya imkanları elinde iken onlara bir kez olsun el uzatmamış olan Ömer bin Abdülaziz’dir.

Danışmanı Raceb.Hayve onu yıkadığında yüzünün bembeyaz olduğunu gördüler. Oysa daha önceki hükümdarların çoğunun  yüzü simsiyahtı. Emevi ailesinin en bedbaht kişisi olan Ömer b.Velid halifenin ölümünden sonra ona bir iftira atmak istedi ve onun gizli bir odada bir küp mücevher sakladığını söyledi. Yeni Halife inanmasa da beraber o odaya girdiler ve eski sandıktan başka bir şey görmediler. Sandığı açıp baktıklarında içinde bir elbiseden başka bir yoktu. O mübarek bu tek parça temiz olan elbiseyle sabaha kadar ibadet ederdi. Herkes utanıp dışarı çıkıp ve yeni Halide Velid’ bir daha gözüme görünme dedi.

Ömer bin Abdülaziz’in başarılı olmasında Allah’ın yardımıyla beraber vahyin ve sünnetin esas alınması, kendisinin hilafete ehil olması, istişare mekanizmasını etkin kullanması, en önemlisi de adil olması ve devlet yönetiminde akrabalık değil liyakate önem vermesi ve halkın da dua ve desteğiyle olmuştur.

Günümüz İslam coğrafyasısın Müslümanlarını bugünkü aciz durumundan kurtaracak, Rabbimizin kitabına ve resulünün sünnetine uyacak, tüm insanlığı vahşi ideolojilerden kurtaracak, insanları kula kul olmaktan çıkarıp Allah’ın kulu olmaya yöneltecek, yeryüzüne İslam’ın eşsiz adaletini getirecek, Müslümanlara belki de ümmetin bir’’ Ömer bin Abdülaziz destanına’’ ihtiyacı vardır. Rabbimizden niyaz ve beklentimiz böyle adil ve şefkatli bir liderin tekrar gelerek tüm insanlığı bu bunalımlardan kurtarıp dünyaya huzur ve barış getirmesidir.

NOT: Kaynak Ferit Yavuz 2018 Nida Yayıncılık

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 63olay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.