Zaman geçiyor, ömür hızla tükeniyor. Herkese bu geçici dünya hayatında bir ömür tayin edilmiş. Rabbimiz bu kısa dünya hayatında herkese farklı bir ömür takdir etmiş. Yıllar geçiyor, takvimler değişiyor ve ömür dakikalarımız hızla azalıyor. Ömrümüz azalırken her miladı yıl başında tüm dünyada yılbaşı kutlama telaşı ve tartışmaları yaşanıyor. Bazıları bu kutlama ve etkinliklerin gayet normal olduğunu iddia ederken bazıları da bunların Hristiyan ve Batı adeti olduğunu ve Müslümanların inancına ters olduğunu söyleyerek buna karşı çıkmaktadır.
Rabbimiz tarih boyunca insanları doğru yola sevk etmek için çeşitli dinler, peygamberler, kitaplar, salih insanlar göndermiştir. Diğer din ve kitapların tahrif edilmesi nedeniyle de son din olarak İslamı ve son peygamber olarak da Hz. Muhammed’i (s.a.v) insanlığa göndererek insanlığa yol göstermiş ve nasıl yaşamaları gerektiğini de bildirmiştir.
İslam, Müslümanların her haliyle ve her davranışıyla İslam’a uygun hareket etmesini emretmiş ve yabancıları, başka din mensuplarını taklit etmesini uygun görmemiştir. Cenab-ı Hak yüce kitabında Müslümanları şöyle uyarmıştır:’’“Ey îmân edenler! Yahudileri ve hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu hidâyete erdirmez.” (el-Mâide, 51)Rabbimiz bu ayette açık olarak müminleri ikaz etmiş ve diğer dinlerin örf adetlerini takip etmememizi istemektedir. Sevgili peygamberimiz de bu konuda yine müminleri uyarmıştır. “Kim bir kavmi severse, Allah Teâlâ onu onların arasında haşreder.” (Heysemî, X, 281)“Kişi, sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96)“Kim bir kavme benzerse, onlardan olur.” (EbûDâvûd, Libâs, 4/4031)Görüldüğü üzere Allah (c.c) ve Sevgili Peygamberimiz biz Müslümanları açık bir şekilde ikaz etmiş ve islama, Müslümana yakışmayan her türlü davranıştan uzak durmamızı emretmişlerdir. Ne yazık ki bu uyarı ve tehditlere rağmen bazı Müslümanlar her yıl başındaislama açıkça aykırı olan ve çoğu haram olan durumlara düşerek büyük bir günaha girmektedirler. Büyük şair Mehmet Akif’e ait olduğu tartışmalı da olsa bu konuda yazılan şiir bir asır önce de bu kutlamaların islam dünyasında yaşandığını ortaya koymuştur. Ne yazık ki gafil Müslümanlar şuursuzca hareket etmekte ve Batılıların çirkin adetlerini taklit etmektedirler. Daha da acıdır ki bazı gafiller bu konuda kendilerini uyaran insanlara hücum etmekte ve pervasızca günah ve haramlara dalmaktadırlar. İnsanlar bir karar vermeli ve ya Müslüman gibi yaşamalı ya da izinden gittiği insanların yoluna tabi olmalı. Zira bir kalpte iki sevgi olmaz. Hem Müslümanım hem de İslam’ın yasakladığı tavırları yaparım diyemez. Hem size ne kazandırdı bu rezaletler? Haram ve günahların en çok işlendiği bir gecede bir Müslüman nasıl rahatsız olmaz? Bu insan hakkıyla iman etmemiştir maalesesef.
İslam, Müslümanları her durumda izzet ve şerefli olmaya davet etmiş ve uyduruk etkinliklere dalıp ahiretini tehlikeye atmamasını istemiştir. Ne mutlu o insanlara ki Allah ve Habibinin hoş görmediği hallerden uzak dururlar. Ve yazıklar olsun ki o insanlara hem Müslümanım der hem de akılsızca, düşünmeden İslam’ın uygun görmediği hallere düşerler.
Yani biraz düşününce hangi Yahudi ve Hıristiyan İslam’ın bayramlarını kutlar, Müslümanların özel gün ve geceleri için hazırlık yapar? Müslüman ülkesinde Müslümanlara bunlara anlatmak ve uyarmak ne kadar da acıdır?
