Dile kolay, tam 1952’den beri bu ittifakın en kritik sınır hatlarını koruyan, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip Türkiye, tarihinin en önemli diplomatik ev sahipliklerinden birine imza atıyor. Başkent Ankara, 36. NATO Liderler Zirvesi ile küresel siyasetin kalbi konumunda. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve ATO Congresium koridorlarında esen rüzgâr, sadece müttefiklik ilişkilerini değil, dünyanın güvenlik mimarisini de kökten değiştirecek cinsten.
Peki, bu tarihi zirvenin ilk gününde neler yaşandı, perde arkasında neler konuşuldu? Gelin, Ankara Palas’tan Külliye’ye uzanan o yoğun trafiğin röntgenini çekelim.
Perde "Savunma Sanayii Forumu" ile Açıldı
Zirvenin ilk gününe diplomatik kabullerden ziyade, somut askeri ve ekonomik adımlar damga vurdu. ATO Congresium’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin açılışını yaptığı Savunma Sanayii Forumu, ittifak tarihinin en geniş kapsamlı sanayi etkinliği olarak kayıtlara geçti.
Avrupa’nın savunma bütçelerini artırma baskısı altında olduğu bu dönemde, üye ülkelerin 2026 yılı savunma harcamalarının %11 artışla 1,8 trilyon doları aşacağı öngörüsü paylaşıldı. İşin bizim açımızdan gurur verici kısmı ise Rutte’nin şu sözlerinde gizliydi: “Müttefikler, Türk savunma sanayisi modelini kendi ülkelerinde uygulamak için inceliyor.” %82 yerlilik oranına ulaşan Türk savunma ekosistemi, artık sadece kendisini korumakla kalmıyor, NATO’ya da ilham veriyor.
Hatta ilk günün en dikkat çeken somut adımlarından biri, aralarında Kanada ve Türkiye’nin de bulunduğu 8 NATO üyesi ülke ile Ukrayna’nın ortaklaşa imzaladığı niyet beyanı oldu: Küresel ölçekte bir "Savunma, Güvenlik ve Direnç Bankası" kuruluyor.
Trump’ın Air Force One’ından Yükselen Manşetler
Gözlerin çevrildiği asıl büyük an ise kuşkusuz ABD Başkanı Donald Trump’ın geniş bir kafileyle Ankara Esenboğa Havalimanı’na teker koyduğu andı. Trump, Külliye’deki resmi törende Muhafız Alayı’nı Türkçe "Merhaba asker" diyerek selamladı ama asıl büyük selamı ikili görüşmenin ardından ortak basın toplantısında verdi.
Yıllardır Türkiye-ABD ilişkilerinin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanan CAATSA yaptırımları konusunda Trump, ezber bozan bir netlikle konuştu:
"Bu müeyyideleri kaldıracağız, artık vakti geldi. Biz dostlarımızın yaptırımlarla boğulmasını istemiyoruz. Erdoğan için buradayım, Türkiye olmasa NATO’ya gelmezdim."
Bu sözler sadece bir müttefiklik jesti değil; F-35 programına geri dönüşün, Milli Muharip Uçak KAAN’ın motor tedariki gibi kritik askeri projelerin önünün açılacağının da ilk güçlü sinyali. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderlik diplomasisinin, Washington’daki katı bürokratik engelleri Trump üzerinden aşma stratejisi ilk günden meyvesini vermiş görünüyor.
Koridorlardaki Ukrayna ve Baltık Gerilimi
Ankara Palas’ta düzenlenen "Müttefikler Ankara’da" panellerinde ise gündem tamamen Rusya tehdidiydi. Baltık ülkelerinin (Letonya, Litvanya, Estonya) temsilcileri Rusya’ya karşı "caydırıcılığın artırılması" çağrısı yaparken, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de Ankara’dan batılı müttefiklerine seslenerek acil hava savunma desteği ve Patriot füzeleri talep etti. Hatta ilk gün, Ukrayna’nın İHA teknolojisinin Estonya’ya aktarılmasını öngören stratejik bir anlaşma da yine Ankara’da imzalandı.
Külliye’de Aile Fotoğrafı
Günün finali ise Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın ev sahipliğinde verilen akşam yemeği ve o geleneksel "aile fotoğrafı" ile yapıldı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan İngiltere Başbakanı Starmer’a kadar dünya siyasetine yön veren liderler, Türk misafirperverliği eşliğinde akşamı noktaladı.
Özetle; NATO Ankara Zirvesi’nin ilk günü, Türkiye’nin küresel diplomasideki vazgeçilmez ağırlığını bir kez daha tescilledi. Trump’ın yaptırım çıkışı ve savunma sanayiinde atılan milyarlarca dolarlık imzalar, bu zirvenin sadece "temenni" metinlerinden ibaret kalmayacağını, sahada çok ciddi karşılıklar doğuracağını net bir şekilde gösterdi. Bakalım ikinci gün, liderler masasında dünya barışı için hangi tarihi kararlara gebe olacak?