Şehirler yalnızca taşla, betonla, yollarla ya da binalarla büyümez. Şehirleri asıl büyüten; hayalleri olan, üreten, düşünen ve geleceğe umutla bakan insanlarıdır. Bu sebeple bir şehrin en kıymetli hazinesi, sahip olduğu genç nüfustur. Çünkü gençlik sadece bir yaş dönemi değil, aynı zamanda bir enerji, bir heyecan ve gelecek potansiyelidir.
Şanlıurfa, tarih boyunca medeniyetlere ev sahipliği yapmış, köklü kültürü ve güçlü aile yapısıyla öne çıkmış bir şehirdir. Bugün sahip olduğumuz en büyük değer ne tarihi eserlerimizdir ne de doğal zenginliklerimizdir. En büyük değerimiz, yarınları emanet edeceğimiz gençlerimizdir. Bu nedenle “Bu Şehrin Gençleri Bu Şehrin En Büyük Mirasıdır” sözü yalnızca bir slogan değil, aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıdır.
Gençlik için yapılan her çalışma kıymetlidir. Bir gencin eğitimine katkı sunmak, onu bir kitapla buluşturmak, bir spor faaliyetine yönlendirmek, bir sanat etkinliğinde yer almasını sağlamak ya da sadece ona güven vermek bile geleceğe yapılan önemli bir yatırımdır. Bu yatırımların büyüğü küçüğü olmaz. Çünkü bazen küçük görülen bir dokunuş, bir gencin hayatında büyük değişimlere vesile olabilir.
Bu noktada görev yalnızca kamu kurumlarına ait değildir. Elbette kurumlarımızın gençlere yönelik projeler üretmesi, eğitim ve sosyal faaliyet alanlarını geliştirmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak aynı sorumluluk sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin, eğitimcilerin ve aile büyüklerinin de omuzlarındadır. Eğer bir çalışma yapabiliyorsak yapmalı, yapamıyorsak yapılan çalışmalara destek olmalıyız. Çünkü gençlik meselesi, bir kurumun değil bütün toplumun meselesidir.
Gençlerimizi korumamız gereken en önemli alanların başında eğitim gelmektedir. Ancak eğitim yalnızca okul sıralarında verilen bilgilerden ibaret değildir. Ahlak, karakter, sorumluluk bilinci, tarih şuuru ve aidiyet duygusu da gençlerimizin kazanması gereken temel değerler arasındadır. Kendi tarihini bilen, kültürünü tanıyan ve ahlaki değerlerle yetişen bir genç, hem ailesine hem şehrine hem de ülkesine fayda sağlayacaktır.
Hayatın içinde gençleri bekleyen pek çok risk ve yanlış yönelim bulunmaktadır. Bunları tek tek sayıp zihinleri bulandırmaya gerek yoktur. Hepimiz biliyoruz ki çağımızın şartları gençlerimizi farklı imtihanlarla karşı karşıya bırakmaktadır. İşte bu nedenle gençlerimize karşı daha dikkatli, daha ilgili ve daha duyarlı olmak zorundayız. Onları yalnız bırakmadan, yargılamadan ve ötekileştirmeden desteklemek hepimizin ortak görevidir.
Unutmamalıyız ki bugün ihmal edilen her genç, yarın kaybedilmiş bir fırsat anlamına gelir. Bir genci kazanmak ise yalnızca bir bireyi değil, bir aileyi, bir çevreyi ve geleceği kazanmaktır. Çünkü gençler, bir toplumun yarınlara uzanan köprüsüdür.
Şanlıurfa'nın geleceği, gençlerinin omuzlarında yükselecektir. Bu nedenle gençlerimize sahip çıkmak, onları desteklemek ve onlara güvenmek zorundayız. Eğer gencimizi kaybedersek geleceğimizi kaybederiz. Ama gencimizi kazanırsak, geleceğimizi de güvence altına almış oluruz.
Bu şehrin gençleri, bu şehrin en büyük mirasıdır. Mirasımıza sahip çıkmak ise hepimizin ortak sorumluluğudur.