Dünya tarihi sürgünler, zulümler, soykırımlar, zorunlu göçler, kıyımlar ve katliamlarla doludur. Dünyada hiçbir asırda barış ve huzur hakim olmamıştır. İnsan Kur’an’ın da tabiriyle zalim ve cahil bir varlıktır. Kan dökmeye meyyal, haksızlık yapmaya yatkın, gaddarlıkta sınır tanımayan bir mahluktur. Nitekim Cenabı Hak insanı yaratacağı zaman melekler insanın Allah’a isyan edebileceğini ve yer yüzünü fesada uğratabileceğini ifade ederek endişelerini Yüce yaradana iletmişlerdir. İnsanın bu zulme, fesada, haksızlığa olan düşkünlüğü nedeniyle tarihin ilk zamanlarından itibaren çeşitli kurum, kuruluş ve teşkilatlar kurulmuştur ki bu kurumlar haksızlığa mani olup adaleti tesis etsin.
Tarih boyunca adalet arayışı hep olmuştur. İnsanlar hakkını aramak ve haksızlığı önlemek istemişlerdir. Peygamberimiz zamanında bu görevleri yapmak için HılfulFudul( Erdemliler Derneği) kurulmuştur.Mekke’de haksızlığa ve zulme uğrayan kişilerin haklarını korumak, adaleti sağlamak ve yabancı tüccarların güvenliğini temin etmek amacıyla İslâmiyet'ten önce, 589 yılında kurulan tarihî bir sivil adalet cemiyetidir. Hz. Muhammed (sav) yaklaşık 20 yaşlarındayken gençlik döneminde bu cemiyete katılmıştır. İslâmiyet geldikten sonra da bu antlaşmayı çok önemsemiş, "İslâmiyet'te de böyle bir antlaşmaya çağrılsam koşa koşa giderim" diyerek bu yapıyı övmüştür.
İnsanlık dünyada barış ve adaleti sağlamaya çalışmış ve bu amaçla özellikle son asırda çok sayıda teşkilat kurmuştur. Son asırda dünya üzerinde çok fazla savaş, katliam,vahşet ve soykırımlar yaşandı ve maalesef halen de yaşanıyor. İnsanlık vicdanı bunları kabul etmediği için bu zulümleri engellemeye çalışıyor ve bu amaçla BM.AGİT , Uluslararası Ceza Mahkemesi(UCM) ve UAD) vs.birçok kurum/kuruluşlar kuruldu. İsmi ve kruluş merkezi farklı da olsa hepsinde amaç dünyada barış ve adaleti sağlamak ve zulme engel olmaktı. Ama hiçbiri insanlığa çare olmadı, hepsi zalimlere ve güçlülere destek olup mazlumlara ihanet etti. Özellikle son asırda en büyük soykırım ve kıyımları gerçekleştiren İsrail’i hiçbir uluslararası kurum durduramadı ve zulümlerine engel olamadı. BM’de daimi 5 ülkenin çıkarları dışında bir gelişme yaşanmadı, hiçbir haksızlık önlenemedi. Bosna Hersek’te,Afganıstan’da,Filistin’de Irak’ta, Myanmar’da ,Afrika’da ve daha birçok coğrafyada hem de dünyanın gözü önünde soykırımlar, katliamlar yaşandı ve halen de yaşanıyor. Tüm kuruluşlar sadece güçlü ve zengin olanlara hizmet etti. Lafa gelince hak ve adaletten bahsettiler ama zulmü durduracak, zalime haddini bildirecek hiçbir icraata imza atmadılar. Mazlum ve masum insanları zalimlerin insafına terk ettiler. O zalimler de gözünü kırpmadan her türlü alçaklığı ve vahşeti yapmaktan çekinmedi. Zalimlere, suçlulara, gaddarlara mani olunmadığı için yeryüzünde acı ve gözyaşı hiç dinmedi. Mazlumların çığlıkları arşı alayı inletti. Sahtekar ve yalancı kuruluşlar hiçbir yerde adaleti sağlayamadı, hiçbir masumu kurtaramadı, zulüm ve soykırımlar hiçbir yerde durdurulamadı.
İnsanlığa huzur ve barış getireceğini iddia ederek kurulan tüm kuruluşlar iflas etti. Bunların insanlığa verebileceği hiçbir fayda yoktur, bunlar sadece egemen zalim devletlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. İnsanlık hususen de İslam devletleri bu zulüm çarkını bozmalı, bunlara üye olup zulümlerine ortak olmayı bırakmalı ve kendi aralarında güçlü bir birlik kurarak ortak hareket etmeli ve zalimlere karşı tek güç olup başta Filistin olmak üzere tüm mazlum insanlara sahip çıkmalıdır. Yoksa bu zulüm çarkında onlar da ezilmeye mahkum olacak. Artık bu sahtekar kurumların tasallutundan kurtulup gerçek adaleti sağlamak gerekiyor.