Yıllardır, dünyanın gözü önünde insanlık onurunun en ağır sınavlardan birine tabi tutulduğu bir toprak parçası var: Gazze. Beton yığınları arasına sıkışmış, gökyüzünün bile özgürlüğüne ipotek konulmuş bu kadim topraklarda, yıllardır bir halk, kelimenin tam anlamıyla "var olma" mücadelesi veriyor.
Gazze’de yaşananlar sadece bir bölgenin meselesi değil; vicdanın, adaletin ve insanlık onurunun kanayan yarasıdır. Bir açık hava hapishanesinde, temel haklarından mahrum bırakılmış insanların, her sabah yeni bir felakete uyanışına şahitlik ediyoruz. Çocukların gülüşlerinin, yaşlıların dualarının ve masumların umutlarının, atılan bombaların altında ezilişini izlemek, insan olanın yüreğini sızlatıyor.
Ancak bu büyük zulüm karşısında bir duruş sergilemek, sadece bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bugün bizler, bu zulme karşı sessiz kalmamak, sesimizi mazlumun sesiyle birleştirmek ve o sesi dünyanın dört bir yanına taşımak zorundayız.
Birlik ve Beraberlik: Tek Yürek Olma Zamanı
Bizler, "Müslümanlar ancak kardeştir" düsturuyla yoğrulmuş bir inancın mensuplarıyız. Bir vücudun azaları gibiyiz; bir uzuv acı çektiğinde, diğerlerinin uyuyamadığı bir ruh ikliminden geliyoruz. Gazze’de dökülen her damla kan, bizlerin de sorumluluğundadır.
Şimdi, ayrılıkları, küçük tartışmaları ve geçici gündemleri bir kenara bırakıp, hakikat ve adalet etrafında kenetlenme vaktidir. Aramızdaki tüm duvarları yıkarak, kardeşlik hukukunun gereğini yerine getirme, tek bir vücut gibi hareket etme zamanıdır. Unutulmamalıdır ki; parçalanmış bir güç etkisizdir, ancak birleşmiş bir irade dünyayı değiştirebilir.
Boykot: Bir Duruş, Bir Direniş
Gazze için atılacak en somut ve sürdürülebilir adımlardan biri, zulmün finansörlerine karşı gösterdiğimiz kararlı duruştur.
Boykot, sadece bir ürünü rafa bırakmak değil; zulme ortak olmayı reddetmektir. Boykot, haksızlığa karşı kullanılan en barışçıl ama en etkili silahtır. "Benim bir tüketim tercihim neyi değiştirebilir?" demeyin. Bir damla su, okyanusta küçük bir halka oluşturur, ancak o halkalar birleşince kıyıları döven dev dalgalara dönüşür.
Sizin boykotunuz;
Zalimlerin ekonomik gücünü kırmak için atılmış bir adımdır.
Mazlumun sesine karşı duyduğunuz sorumluluğun bir nişanesidir.
Gelecek nesillere "Biz o zulüm günlerinde sessiz kalmadık, elimizden geleni yaptık" diyebilmenin onurudur.
Bugün Gazze'deki anneler, babalar, çocuklar ve gençler, bizlerden sadece dua değil, somut bir irade bekliyor. Boykota devam etmek; bir alışkanlığı terk etmek değil, bir onur mücadelesine omuz vermektir.
Gazze'nin özgürlüğe kavuştuğu, çocukların korkmadan gökyüzüne bakabildiği o günlere kadar; sesimizi kısmayalım, inancımızı yitirmeyelim ve zulme karşı duruşumuzdan taviz vermeyelim. Çünkü adalet, onu ayakta tutmak için çaba gösterenlerin omuzlarında yükselecektir.
Vakit, kardeşlik vaktidir; vakit, adaletin yanında saf tutma vaktidir.
