Abdulkadir Şanlı
Köşe Yazarı
Abdulkadir Şanlı
 

Meclis mi, Ring mi? Bütçe Görüşmelerinin Utanç Tablosu

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), milletin iradesinin tecelli ettiği, sorunların kaba kuvvetle değil, akıl ve kelamla çözüldüğü en yüce makamdır. Ancak geçtiğimiz gün 2026 yılı bütçesi kesin hesap kanunu görüşmelerinin ardından şahit olduğumuz sahneler, bu yüce çatının vakarına gölge düşürmüştür. Milletin cebinden çıkacak her kuruşun hesabının verildiği, gelecek projeksiyonlarının yapıldığı bir oturumun sonu; fikirlerin çarpışmasıyla değil, yumrukların havada uçuşmasıyla bitti. AK Parti ve CHP’li milletvekilleri arasında başlayan sözlü sataşmanın fiziksel şiddete evrilmesi, sadece siyasi bir nezaketsizlik değil, aynı zamanda demokrasimize vurulmuş bir darbedir.   Sözün Bittiği Yer: Yumruklar Demokrasilerde kürsü, "dokunulmazlığı" olan bir ifade alanıdır. Ancak bu dokunulmazlık, başkasının bedenine müdahale etme özgürlüğü değil, halkın sorunlarını özgürce dile getirme sorumluluğudur. Sokakta geçim derdi, enflasyon ve gelecek kaygısıyla boğuşan vatandaş; vekillerinden kendisi için çözüm üretmesini beklerken, ekranda birbirine saldıran siyasileri görmektedir. Meclis tutanaklarına geçmesi gereken "vizyoner tartışmalar" yerini "fiziksel müdahale" raporlarına bırakmıştır. Bu durum, genç nesillerin siyasete olan güvenini ve saygısını kökünden sarsmaktadır.   Bütçe Kabul Edildi, Peki Ya Nezaket? 2026 yılı bütçesi rakamsal olarak kabul edilmiş olabilir, ancak oylama sonrası çıkan bu arbede, siyasetin "ahlaki bütçesinin" iflas ettiğinin göstergesidir. Muhalefet eleştirecek, iktidar savunacaktır; bu siyasetin doğasıdır. Fakat eleştirinin dozajını kavgaya, savunmanın sınırını şiddete taşıdığınız anda, o meclis halkın meclisi olmaktan çıkıp bir "güç gösterisi" alanına dönüşür. Unutulmamalıdır ki: Yumruğun havada olduğu yerde, akıl tatile çıkmıştır. Ve akılsız siyasetin faturasını her zaman olduğu gibi yine bu aziz millet ödeyecektir. Meclis çatısı altında görev yapan her bir milletvekilinin, temsil ettiği rozetten önce taşıdığı "milletin vekili" sıfatına yakışır hareket etme zorunluluğu vardır. Kavgalarla, küfürlerle ve yumruklarla gündeme gelen bir Meclis, milletin dertlerine derman olamaz; aksine bizzat kendisi bir sorun haline gelir. Dileğimiz odur ki; bir sonraki genel kurulda yumruklar değil, projeler konuşsun; sesler değil, sağduyu yükselsin. Çünkü bu milletin kavgaya değil, huzura ve çözüme ihtiyacı var.
Ekleme Tarihi: 22 Aralık 2025 -Pazartesi

Meclis mi, Ring mi? Bütçe Görüşmelerinin Utanç Tablosu

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), milletin iradesinin tecelli ettiği, sorunların kaba kuvvetle değil, akıl ve kelamla çözüldüğü en yüce makamdır. Ancak geçtiğimiz gün 2026 yılı bütçesi kesin hesap kanunu görüşmelerinin ardından şahit olduğumuz sahneler, bu yüce çatının vakarına gölge düşürmüştür.

Milletin cebinden çıkacak her kuruşun hesabının verildiği, gelecek projeksiyonlarının yapıldığı bir oturumun sonu; fikirlerin çarpışmasıyla değil, yumrukların havada uçuşmasıyla bitti. AK Parti ve CHP’li milletvekilleri arasında başlayan sözlü sataşmanın fiziksel şiddete evrilmesi, sadece siyasi bir nezaketsizlik değil, aynı zamanda demokrasimize vurulmuş bir darbedir.

 

Sözün Bittiği Yer: Yumruklar

Demokrasilerde kürsü, "dokunulmazlığı" olan bir ifade alanıdır. Ancak bu dokunulmazlık, başkasının bedenine müdahale etme özgürlüğü değil, halkın sorunlarını özgürce dile getirme sorumluluğudur.

Sokakta geçim derdi, enflasyon ve gelecek kaygısıyla boğuşan vatandaş; vekillerinden kendisi için çözüm üretmesini beklerken, ekranda birbirine saldıran siyasileri görmektedir.

Meclis tutanaklarına geçmesi gereken "vizyoner tartışmalar" yerini "fiziksel müdahale" raporlarına bırakmıştır. Bu durum, genç nesillerin siyasete olan güvenini ve saygısını kökünden sarsmaktadır.

 

Bütçe Kabul Edildi, Peki Ya Nezaket?

2026 yılı bütçesi rakamsal olarak kabul edilmiş olabilir, ancak oylama sonrası çıkan bu arbede, siyasetin "ahlaki bütçesinin" iflas ettiğinin göstergesidir. Muhalefet eleştirecek, iktidar savunacaktır; bu siyasetin doğasıdır. Fakat eleştirinin dozajını kavgaya, savunmanın sınırını şiddete taşıdığınız anda, o meclis halkın meclisi olmaktan çıkıp bir "güç gösterisi" alanına dönüşür.

Unutulmamalıdır ki: Yumruğun havada olduğu yerde, akıl tatile çıkmıştır. Ve akılsız siyasetin faturasını her zaman olduğu gibi yine bu aziz millet ödeyecektir.

Meclis çatısı altında görev yapan her bir milletvekilinin, temsil ettiği rozetten önce taşıdığı "milletin vekili" sıfatına yakışır hareket etme zorunluluğu vardır. Kavgalarla, küfürlerle ve yumruklarla gündeme gelen bir Meclis, milletin dertlerine derman olamaz; aksine bizzat kendisi bir sorun haline gelir.

Dileğimiz odur ki; bir sonraki genel kurulda yumruklar değil, projeler konuşsun; sesler değil, sağduyu yükselsin. Çünkü bu milletin kavgaya değil, huzura ve çözüme ihtiyacı var.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 63olay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.