/
Abdulkadir Şanlı
Köşe Yazarı
Abdulkadir Şanlı
 

Vurgun Ekonomisi!

Eskiler anlatır; ticaretin senedi sözdü, imzası ise bir el sıkışmaydı. Bugün ise o günlerden kalan tek şey, boynu bükük bir nostalji. Geldiğimiz noktada ticaretin ruhu olan "güven" ölmüş, helvası çoktan dağıtılmıştır. Sokaktaki vatandaşın hayallerinden, esnafın tezgâhına kadar her yerde tek bir gerçek var: Maddi ve manevi bir çöküşün tam ortasındayız. Emlak Sektörü mü, Umut Tacirliği mi? Vatandaşın başını sokacağı bir ev sahibi olma hayali, artık bir "kumar" masasına dönüştü. Yıllarca biriktirdiği dişinden tırnağından artırdığı üç kuruşu, "lüks konut" vaadiyle müteahhitlere teslim eden binlerce aile, bugün ne evini alabiliyor ne de muhatap bulabiliyor. Sektörde adı "iflas" olan ama halk dilinde resmen "vurgun" olarak anılan bir kaçış modası başladı. Parayı toplayan ya sırra kadem basıyor ya da "Battım" diyerek hukuki boşlukların arkasına sığınıyor. Emlak sektörü, dürüst iş yapanları tenzih ederek söylüyorum; artık güvenin değil, korkunun ve kaosun merkezi haline gelmiştir. Vatandaşın ev alma ihtimali, piyangodan büyük ikramiye çıkma ihtimaliyle yarışır oldu. Esnaf Kan Ağlıyor: Veresiye Değil, Güven Bitti! Sadece konut sektöründe değil, çarşıda pazarda da durum farklı değil. Ticaretin o meşhur döngüsü artık kırıldı. İş yapan esnaf, emeğinin karşılığını alamıyor; malı veriyor, parasını tahsil edemiyor. Karşılıksız çekler, ödenmeyen senetler ve "Yarın hallederiz" yalanları arasında boğulan bir esnaf kitlesi var. Bu güvensizlik ortamı ticareti ilkel bir döneme geri döndürdü: Peşin satan huzurlu, borç veren pişman! Artık kimse kimseye borç vermiyor, veresiye defterleri çoktan yakıldı. Herkes kendi limanını korumaya çalışırken, alışveriş ahlakı yerini "kimi ne kadar çarparım" kurnazlığına bıraktı. Alışveriş Ahlakı Nerede? Ticaret sadece rakamlardan ibaret değildir; bir ahlaktır, bir duruştur. Bugün yaşanan bu kaos, sadece ekonomik bir kriz değil, çok daha derin bir ahlak krizidir. Borcuna sadık kalmamanın "uyanıklık" sayıldığı, başkasının hakkının üzerine yatmanın "ticari zeka" olarak pazarlandığı bir düzende, huzurdan bahsedemeyiz. Maddi çöküntü elbet bir gün toparlanır, ekonomi rayına girer; ancak manevi çöküşün, o biten güvenin geri gelmesi nesiller sürer. İnsanlar birbirine şüpheyle bakıyor, her el sıkışmanın ardından "Acaba ne zaman dolandırılacağım?" korkusu yatıyor. Sözün Bittiği Yer Ticarette borç döneminin kapanıp peşin alışverişe dönülmesi bir "tercih" değil, bir mecburiyettir. Bu mecburiyet, toplumun birbirine olan itimadını kaybettiğinin en somut delilidir. Eğer bir toplumda alışveriş ahlakı çökmüşse, orada sadece esnaf değil, insanlık da kaybetmiştir.
Ekleme Tarihi: 06 Mayıs 2026 -Çarşamba

Vurgun Ekonomisi!

Eskiler anlatır; ticaretin senedi sözdü, imzası ise bir el sıkışmaydı. Bugün ise o günlerden kalan tek şey, boynu bükük bir nostalji. Geldiğimiz noktada ticaretin ruhu olan "güven" ölmüş, helvası çoktan dağıtılmıştır. Sokaktaki vatandaşın hayallerinden, esnafın tezgâhına kadar her yerde tek bir gerçek var: Maddi ve manevi bir çöküşün tam ortasındayız.

Emlak Sektörü mü, Umut Tacirliği mi?

Vatandaşın başını sokacağı bir ev sahibi olma hayali, artık bir "kumar" masasına dönüştü. Yıllarca biriktirdiği dişinden tırnağından artırdığı üç kuruşu, "lüks konut" vaadiyle müteahhitlere teslim eden binlerce aile, bugün ne evini alabiliyor ne de muhatap bulabiliyor.

Sektörde adı "iflas" olan ama halk dilinde resmen "vurgun" olarak anılan bir kaçış modası başladı. Parayı toplayan ya sırra kadem basıyor ya da "Battım" diyerek hukuki boşlukların arkasına sığınıyor. Emlak sektörü, dürüst iş yapanları tenzih ederek söylüyorum; artık güvenin değil, korkunun ve kaosun merkezi haline gelmiştir. Vatandaşın ev alma ihtimali, piyangodan büyük ikramiye çıkma ihtimaliyle yarışır oldu.

Esnaf Kan Ağlıyor: Veresiye Değil, Güven Bitti!

Sadece konut sektöründe değil, çarşıda pazarda da durum farklı değil. Ticaretin o meşhur döngüsü artık kırıldı. İş yapan esnaf, emeğinin karşılığını alamıyor; malı veriyor, parasını tahsil edemiyor. Karşılıksız çekler, ödenmeyen senetler ve "Yarın hallederiz" yalanları arasında boğulan bir esnaf kitlesi var.

Bu güvensizlik ortamı ticareti ilkel bir döneme geri döndürdü: Peşin satan huzurlu, borç veren pişman! Artık kimse kimseye borç vermiyor, veresiye defterleri çoktan yakıldı. Herkes kendi limanını korumaya çalışırken, alışveriş ahlakı yerini "kimi ne kadar çarparım" kurnazlığına bıraktı.

Alışveriş Ahlakı Nerede?

Ticaret sadece rakamlardan ibaret değildir; bir ahlaktır, bir duruştur. Bugün yaşanan bu kaos, sadece ekonomik bir kriz değil, çok daha derin bir ahlak krizidir. Borcuna sadık kalmamanın "uyanıklık" sayıldığı, başkasının hakkının üzerine yatmanın "ticari zeka" olarak pazarlandığı bir düzende, huzurdan bahsedemeyiz.

Maddi çöküntü elbet bir gün toparlanır, ekonomi rayına girer; ancak manevi çöküşün, o biten güvenin geri gelmesi nesiller sürer. İnsanlar birbirine şüpheyle bakıyor, her el sıkışmanın ardından "Acaba ne zaman dolandırılacağım?" korkusu yatıyor.

Sözün Bittiği Yer

Ticarette borç döneminin kapanıp peşin alışverişe dönülmesi bir "tercih" değil, bir mecburiyettir. Bu mecburiyet, toplumun birbirine olan itimadını kaybettiğinin en somut delilidir. Eğer bir toplumda alışveriş ahlakı çökmüşse, orada sadece esnaf değil, insanlık da kaybetmiştir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 63olay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.