Bugün biraz aynaya bakalım, ama sadece kendi yüzümüze değil; birer yurttaş olarak sahip olduğumuz o devasa güce bakalım. Sokaktaki çukurdan, hastanedeki sıraya; mahalledeki asayişten, ülkenin ekonomik rotasına kadar her şeyin anahtarı sizin elinizde. Ancak bir sorunumuz var: Biz anahtarı teslim ettiğimiz kişileri "ev sahibi" sanıyoruz. Oysa onlar sadece birer kiracı, evin asıl sahibi ise Sizsiniz!
Kim, Ne İş Yapar? (Hizmetkarınızı Tanıyın)
Hesap sorabilmek için önce kimin hangi masada oturduğunu bilmek gerekir. Kimse fırıncıdan ayakkabı tamir etmesini bekleyemez. İşte o "temsilcilerimizin" asıl görevleri:
Muhtar: Sizin mahalledeki gözünüz, kulağınızdır. Devletle aranızdaki en kısa köprüdür. "Mahallemde neden park yok?" ya da "Sokak lambası neden yanmıyor?" sorusunun muhatabı ilk odur.
Belediye Başkanı: Sizin verdiğiniz vergilerle şehrin bütçesini yöneten "Şehrin Emini"dir. Çöpünüzün toplanmasından, imar planlarına; sosyal yardımlardan, kültürel etkinliklere kadar yerel yaşamın kalitesinden sorumludur. Sizin paranızı harcar, size konfor sunmak zorundadır.
Milletvekili: Sizin adınıza yasama yapar. Sizi Ankara’da temsil eder. Şehrinizin sorunlarını meclis kürsüsüne taşımıyorsa, sadece parmak kaldırıp indiriyorsa görevini yapmıyor demektir.
STK ve Kurum Başkanları: Onlar belirli bir kesimin hakkını savunmak için o koltukta otururlar. Üyelerinin menfaatini korumak, sistemi denetlemek ve toplumsal fayda üretmekle yükümlüdürler.
Cumhuriyet: Bir "Hesap Verme" Rejimidir
Cumhuriyet, sadece sandığa gidip oy atmak değildir. Cumhuriyet, o sandıktan çıkan kişiye "Benim paramı nereye harcadın?" diye sorabilme lüksüdür. Eğer bir belediye başkanı ilaçlama yapmıyorsa ve siz sivrisinekten uyuyamıyorsanız, o başkan size lütufta bulunmuyor; görevini ihmal ediyordur. Unutmayın; maaşlarını siz ödüyorsunuz, altlarındaki makam aracının yakıtını siz koyuyorsunuz. Onlar sizin temsilcinizdir, amiriniz değil!
Nasıl Hesap Sorulur? (Reçete)
"Peki ama nasıl?" dediğinizi duyar gibiyim. Hesap sormak sadece bağırmak değildir; hesap sormak bir bilgi savaşıdır.
Okuyun ve Araştırın: Belediye meclis kararları halka açıktır. "Hizmet Pasaportu" nedir, "Stratejik Plan" nedir öğrenin. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olursanız, sizi süslü kelimelerle kandırırlar.
CİMER ve Bilgi Edinme Hakkı: Kanunen size 15 gün içinde cevap vermek zorundalar. "Şu park için ayrılan bütçe ne kadar?" diye sorun. Cevap vermezlerse suç işlerler.
Sorgulayan Bir Mahalle Kültürü: Kahve köşelerinde sadece futbol değil, mahallenin bütçesini konuşun. Muhtarı ziyaret edip "Bu ay mahallemiz için ne yaptın?" diye sorun.
Sosyal Medyanın Gücü: Etiketleyin, sorun, kamuoyu oluşturun. Dijital dünya artık en büyük denetim mekanizması.
Son Söz: Sorgulayan Toplum, Özgür Toplumdur
Eğer biz sormazsak, onlar söylemez. Eğer biz denetlemezsek, onlar hata yapar. Bir siyasetçinin en çok korktuğu şey; okuyan, araştıran ve "Neden?" diye soran bir seçmendir.
Gelin bu bahar, sadece doğayı değil, bilincimizi de uyandıralım. Okuyalım, soralım, takip edelim. Unutmayın; hesap sormayanın sonu, hesap ödemekle biter. Hem de kendi cebinden!
63 Olay Haber
