Abdulkadir Şanlı
Köşe Yazarı
Abdulkadir Şanlı
 

Kamera Kayıtta, Şehir Enkazda: Siyasetin Vitrin Şehri Şanlıurfa!

Şanlıurfa yine bildiğimiz gibi... Bir yanda protokol araçlarının ihtişamlı konvoyları, diğer yanda Balıklıgöl’ün huzurlu suyuna karşı verilen o meşhur "kadrajı bol" siyasetçi pozları. Bakanlar geliyor, genel başkanlar gidiyor; her gelen Urfa’nın şanından, tarihindeki o derin izden bahsedip heybesine birkaç hatıra fotoğrafı koyarak Ankara’nın yolunu tutuyor. Peki, o flaşlar patladıktan ve konvoylar şehri terk ettikten sonra geriye ne kalıyor? Halkın payına düşen; yine zifiri karanlık, yine yarım kalmış bir gelecek ve yine yıkılmaya yüz tutmuş aile yapısı...   Enerji Değil, Bir Şehrin Sabrı Kesiliyor! Peygamberler Şehri diyoruz, sabrın başkenti diyoruz ama Urfalıya reva görülen sabır değil, resmen bir imtihan. Bu devirde, enerjinin göbeğinde, güneşin başkentinde elektrik kesintilerini konuşmak bu şehrin ayıbı değil, bu şehri yönetenlerin ve denetlemeyenlerin utancıdır. Tarlada ürünü kuruyan çiftçinin, karanlıkta ders çalışmaya çalışan öğrencinin feryadı Ankara’daki o lüks odalara ulaşmıyor mu?   Eğitimde "Enkaz", Ailede "Sarsıntı" Sadece elektrikler kesilmiyor bu şehirde; hayaller ve gelecekler de karartılıyor. Eğitimde Türkiye ortalamasının altına demir atmış bir Urfa gerçeği var. Kalabalık sınıflar, mevsimlik tarım işçiliği nedeniyle okuldan kopan çocuklar ve liyakatten uzak yönetim anlayışı... Şanlıurfa’nın asıl enkazı, depremden kalanlar değil, eğitim sistemindeki bu devasa boşluktur. Daha da acısı; bu şehrin kalesi olan aile yapısı çatırdıyor. Madde bağımlılığı, ekonomik imkansızlıkların getirdiği şiddet ve sosyal dokudaki bozulmalar "aile enkazlarını" her geçen gün büyütüyor. Siyasetçiler meydanlarda "aile kutsaldır" nutukları atarken, Urfa’nın arka mahallelerinde bir nesil kayıp gidiyor.   Peygamberler Şehri Ne Zaman Hizmete Doyacak? Soru net: Bu kentin asıl sorunlarını kim çözecek? Fotoğraf karelerinde boy gösteren, yerel bürokrasiyle "her şey yolunda" tiyatrosu oynayanlar mı? Yoksa sokağın sesini duymayan, mahallesini bilmeyen mülki amirler mi? Urfa artık hizmetin "müjdesini" değil, bizzat kendisini istiyor. Göz boyayan projeler, süslü tabelalar ve bitmek bilmeyen vaatler Urfalıyı doyurmuyor. Bu halk; tarlasına su, evine elektrik, okuluna öğretmen ve yarınlarına güven istiyor. Şanlıurfa, sadece seçim dönemlerinde "kale" olarak görülecek bir şehir değildir. Burası, Türkiye’nin vicdanıdır. Eğer bu vicdan sızlamaya devam ederse, o parlak fotoğraf kareleri bir gün gelir, sahiplerinin elinde birer hayal kırıklığı olarak kalır. Şimdi soralım: Urfa ne zaman hizmete doyacak? Cevabı basit; yöneticiler halkın sofrasına "fotoğraf" için değil, o sofradaki ekmeğin derdiyle oturduğu zaman!
Ekleme Tarihi: 21 Şubat 2026 -Cumartesi

Kamera Kayıtta, Şehir Enkazda: Siyasetin Vitrin Şehri Şanlıurfa!

Şanlıurfa yine bildiğimiz gibi... Bir yanda protokol araçlarının ihtişamlı konvoyları, diğer yanda Balıklıgöl’ün huzurlu suyuna karşı verilen o meşhur "kadrajı bol" siyasetçi pozları. Bakanlar geliyor, genel başkanlar gidiyor; her gelen Urfa’nın şanından, tarihindeki o derin izden bahsedip heybesine birkaç hatıra fotoğrafı koyarak Ankara’nın yolunu tutuyor. Peki, o flaşlar patladıktan ve konvoylar şehri terk ettikten sonra geriye ne kalıyor?

Halkın payına düşen; yine zifiri karanlık, yine yarım kalmış bir gelecek ve yine yıkılmaya yüz tutmuş aile yapısı...

 

Enerji Değil, Bir Şehrin Sabrı Kesiliyor!

Peygamberler Şehri diyoruz, sabrın başkenti diyoruz ama Urfalıya reva görülen sabır değil, resmen bir imtihan. Bu devirde, enerjinin göbeğinde, güneşin başkentinde elektrik kesintilerini konuşmak bu şehrin ayıbı değil, bu şehri yönetenlerin ve denetlemeyenlerin utancıdır. Tarlada ürünü kuruyan çiftçinin, karanlıkta ders çalışmaya çalışan öğrencinin feryadı Ankara’daki o lüks odalara ulaşmıyor mu?

 

Eğitimde "Enkaz", Ailede "Sarsıntı"

Sadece elektrikler kesilmiyor bu şehirde; hayaller ve gelecekler de karartılıyor. Eğitimde Türkiye ortalamasının altına demir atmış bir Urfa gerçeği var. Kalabalık sınıflar, mevsimlik tarım işçiliği nedeniyle okuldan kopan çocuklar ve liyakatten uzak yönetim anlayışı... Şanlıurfa’nın asıl enkazı, depremden kalanlar değil, eğitim sistemindeki bu devasa boşluktur.

Daha da acısı; bu şehrin kalesi olan aile yapısı çatırdıyor. Madde bağımlılığı, ekonomik imkansızlıkların getirdiği şiddet ve sosyal dokudaki bozulmalar "aile enkazlarını" her geçen gün büyütüyor. Siyasetçiler meydanlarda "aile kutsaldır" nutukları atarken, Urfa’nın arka mahallelerinde bir nesil kayıp gidiyor.

 

Peygamberler Şehri Ne Zaman Hizmete Doyacak?

Soru net: Bu kentin asıl sorunlarını kim çözecek? Fotoğraf karelerinde boy gösteren, yerel bürokrasiyle "her şey yolunda" tiyatrosu oynayanlar mı? Yoksa sokağın sesini duymayan, mahallesini bilmeyen mülki amirler mi?

Urfa artık hizmetin "müjdesini" değil, bizzat kendisini istiyor. Göz boyayan projeler, süslü tabelalar ve bitmek bilmeyen vaatler Urfalıyı doyurmuyor. Bu halk; tarlasına su, evine elektrik, okuluna öğretmen ve yarınlarına güven istiyor.

Şanlıurfa, sadece seçim dönemlerinde "kale" olarak görülecek bir şehir değildir. Burası, Türkiye’nin vicdanıdır. Eğer bu vicdan sızlamaya devam ederse, o parlak fotoğraf kareleri bir gün gelir, sahiplerinin elinde birer hayal kırıklığı olarak kalır.

Şimdi soralım: Urfa ne zaman hizmete doyacak? Cevabı basit; yöneticiler halkın sofrasına "fotoğraf" için değil, o sofradaki ekmeğin derdiyle oturduğu zaman!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 63olay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.