Pazartesi günü milyonlarca öğrenci için ilk ders zili çalacak. Sokakları cıvıl cıvıl saran o tatlı telaş, kırtasiye alışverişlerinin heyecanı ve yeni bir döneme başlamanın ümidi yine kapımızı çalıyor. Ancak tabelasında "okul" yazan binaların kapısından içeri girdiğimizde, tablonun dışarıdan göründüğü kadar pembe olmadığını anlamak uzun sürmüyor.
Her eğitim-öğretim yılı başında benzer bir anlatının içine çekiliyoruz: "Hazırlıklar tamamlandı, ders kitapları sıraların üzerinde." Peki ya görünmeyenler? Bir okulun eğitim yuvası olabilmesi için sadece sıraların ve kitapların varlığı yeterli mi?
Hijyen ve Güvenlik Lüks Değil, Temel Hak
Son yıllarda kronikleşen ve bu yıl da ne yazık ki karşımıza çıkan en somut problem: Temizlik ve güvenlik personeli eksikliği. Geçici çözümlerle, İşkur İŞUP projeleriyle veya yarım zamanlı görevlendirmelerle yürütülmeye çalışılan temizlik hizmetleri, okul idarecilerini ve velileri ciddi bir açmazın içine sürüklüyor. Hizmetli kadrosunun yetersiz kaldığı okullarda hijyen standartlarını korumak, okul aile birliklerinin topladığı bağışlara ya da öğretmenlerin özverisine kalmış durumda. Çocuğunu okula gönderen bir velinin "Acaba lavabolar temiz mi, okul bahçesi güvenli mi?" endişesi taşıması, 21. yüzyıl Türkiye’sine yakışmayan bir tablo. Güvenlik ve temizlik, bir eğitim kurumunun ikincil değil, en temel ihtiyacıdır.
Sınıfta Öğretmen, Okulda Donanım Arıyoruz
Ataması yapılmayan yüz binlerce genç öğretmen adayı varken, okullarda hâlâ "ücretli öğretmenlik" adı altında güvencesiz ve geçici çözümlerle açık kapatılmaya çalışılıyor. Sınıfa giren öğretmenin kafasında yarınki geçim kaygısı varken, öğrenciye ne kadar verimli olabileceğini sorgulamak zorundayız. Eğitimde nitelik, ancak öğretmene verilen değer ve istihdam güvencesiyle doğru orantılıdır.
Bunun yanı sıra, fiziki eksikler de cabası. Kimi okullarda laboratuvarlar yetersiz, kiminde kütüphaneler atıl, kiminde ise fiziki altyapı güçlendirme çalışmaları nedeniyle öğrenciler ikili eğitime zorlanmış veya başka okullara misafir edilmiş durumda.
Eğitim Sadece Müfredattan İbarettir Sanmak
Eğitimi sadece müfredat yenilemekten, binalara tabela asmaktan ibaret gören anlayış değişmediği sürece her Eylül ayında aynı soruları sormaya devam edeceğiz:
Okul bütçeleri neden doğrudan okullara aktarılmıyor da velinin cebine bakılıyor?
Kadrolu temizlik ve güvenlik personeli ataması yapmak bu kadar mı zor?
Öğretmen açığı neden kalıcı kadrolarla kapatılmıyor?
Pazartesi günü zil çalacak. Çocuklarımız heyecanla sınıflarına doluşacak. Onların bu saf heyecanına gölge düşürmemek, güvenli, temiz ve nitelikli bir ortamda eğitim almalarını sağlamak devletin ve toplumun en birincil ödevidir. Yaz tatili boyunca tamamlanamayan hazırlıkların faturası yine öğretmenlere, idarecilere ve velilere kesilmemelidir.
Yeni eğitim dönemi başlarken temennimiz net: Şekilsel açılışların ötesine geçip, eğitimin gerçek ve somut sorunlarına kalıcı çözümler üretildiği bir dönem olması. Tüm öğrencilerimize ve öğretmenlerimize başarılar dilerken, yetkililere bir kez daha hatırlatalım: Okul açmak kolaydır; ama içine eğitimi, güvenliği ve sağlığı tam anlamıyla koyabilmektir asıl mesele.