/
Dinimizi Öğreniyoruz
Köşe Yazarı
Dinimizi Öğreniyoruz
 

Tesettür ve Kapanmanın Adabı

Rabbimizin insanoğluna bahşettiği sayısız nimetten biri de şüphesiz ki edep ve örtünme duygusudur. İnsanın yaratılış haritasında yer alan bu yüce duygu, İslam’ın rehberliğinde sadece fiziksel bir örtünme olmanın ötesine geçer; ruhu, kalbi ve bedeni kuşatan köklü bir hayat nizamına dönüşür. Dinimizde başörtüsü ve genel anlamıyla tesettür, yalnızca kumaştan ibaret bir giysi değil; kulun Yaratıcısına olan sadakatinin, edep anlayışının ve kimliğinin en belirgin şiarıdır. Kuran-ı Kerim’de Nur ve Ahzab surelerinde açıkça beyan buyurulan tesettür emri, mümin kadın için bir kısıtlama yahut yük değil; aksine onu toplum içinde fitneden, nesneleşmekten koruyan ve ona gerçek hürriyetini kazandıran ilahi bir zırhtır. Tesettür, kadının dış dünyadaki değerini bedeni üzerinden değil, aklı, ahlakı ve imanı üzerinden konumlandırır. Bu yönüyle başörtüsü, bir Müslümanın "Ben Rabbimin emrine amadeyim" diyerek taşıdığı onurlu bir bayraktır. Şekilden Öz'e: Kapanmanın Adabı Ancak unutulmamalıdır ki, İslam’da her ibadetin bir ruhu ve adabı olduğu gibi örtünmenin de kendine has ilahi ilkeleri mevcuttur. Sadece başı kapatmak, tesettürün emrettiği o derin manayı tek başına taşımaya yetmeyebilir. Zira tesettür, baştan ayağa bir hal, bir duruş ve bir ahlak biçimidir. Peki, İslam ölçülerine göre tesettürün ve kapanmanın adabı neleri kapsar?   Dikkat Çekmekten Uzaklık ve Ölçü: Tesettürün temel gayesi, bedenin hatlarını ve güzelliklerini mahrem olmayan gözlerden saklamaktır. Bu nedenle giyilen kıyafetin dar olmaması, vücut hatlarını belli etmeyecek bollukta ve altını göstermeyecek kalınlıkta olması şarttır. Şeffaf veya vücuda yapışan kumaşlar, tesettürün mantığıyla bağdaşmaz. Sadelik ve Ziyneti Gizlemek: Örtünmek, dikkatleri üzerine çekmek için değil, aksine nazarlardan korunmak içindir. Aşırı şatafatlı, albenisi yüksek, "beni gör" diyen canlılık ve dikkat çekicilikteki kıyafetler tesettürün özündeki mütevazılığe gölge düşürür. Süslenmek ve ziynet, mahrem alanın sınırları içindedir. Takva Elbisesiyle Taçlandırmak: Rabbimiz A'râf Suresi 26. ayet-i kerimede şöyle buyurur: "...Fakat takva elbisesi yok mu, işte o en hayırlısıdır." Bedenimizi örten kumaş ne kadar düzgün olursa olsun, eğer ahlakımız, lisanımız ve gözlerimiz tesettüre girmediyse eksik kalmışız demektir. Tesettürün adabı; harama bakmamayı, gıybetten kaçınmayı, haram helal sınırlarına dikkat etmeyi ve alçakgönüllü bir eda taşımayı gerektirir. Hal ve Hareketlerdeki Vakarlık: Kapanmak, giyimle başladığı gibi tavır ve davranışlarla tamamlanır. Yürüyüşteki edep, konuşmadaki ciddiyet ve muhataplarla olan ilişkilerdeki mesafe (vakarlık), dışarıdaki örtünün içteki yansımasıdır. Konuşurken laubalilikten uzak durmak, tavırlarda ölçülü olmak tesettürün ruhuna güç katar. Sonuç Olarak Başörtüsü ve tesettür, çağın değişen moda anlayışlarına veya popüler kültürün geçici rüzgarlarına kurban edilmeyecek kadar mukaddes bir ibadettir. O, Müslüman kadının dünyadaki en görünür ibadeti, imzasının ve duruşunun ifadesidir. Niyetimizi tazelemek, örtümüzü sadece başımızda değil kalbimizde, gözümüzde ve ahlakımızda da taşımak zorundayız. Rabbim bizlere, şekliyle ve ruhuyla Ona layık bir tesettür anlayışını yaşamayı ve nesillerimize aktarmayı nasip eylesin.  
Ekleme Tarihi: 18 Ekim 2026 -Pazar

Tesettür ve Kapanmanın Adabı

Rabbimizin insanoğluna bahşettiği sayısız nimetten biri de şüphesiz ki edep ve örtünme duygusudur. İnsanın yaratılış haritasında yer alan bu yüce duygu, İslam’ın rehberliğinde sadece fiziksel bir örtünme olmanın ötesine geçer; ruhu, kalbi ve bedeni kuşatan köklü bir hayat nizamına dönüşür. Dinimizde başörtüsü ve genel anlamıyla tesettür, yalnızca kumaştan ibaret bir giysi değil; kulun Yaratıcısına olan sadakatinin, edep anlayışının ve kimliğinin en belirgin şiarıdır.

Kuran-ı Kerim’de Nur ve Ahzab surelerinde açıkça beyan buyurulan tesettür emri, mümin kadın için bir kısıtlama yahut yük değil; aksine onu toplum içinde fitneden, nesneleşmekten koruyan ve ona gerçek hürriyetini kazandıran ilahi bir zırhtır. Tesettür, kadının dış dünyadaki değerini bedeni üzerinden değil, aklı, ahlakı ve imanı üzerinden konumlandırır. Bu yönüyle başörtüsü, bir Müslümanın "Ben Rabbimin emrine amadeyim" diyerek taşıdığı onurlu bir bayraktır.

Şekilden Öz'e: Kapanmanın Adabı

Ancak unutulmamalıdır ki, İslam’da her ibadetin bir ruhu ve adabı olduğu gibi örtünmenin de kendine has ilahi ilkeleri mevcuttur. Sadece başı kapatmak, tesettürün emrettiği o derin manayı tek başına taşımaya yetmeyebilir. Zira tesettür, baştan ayağa bir hal, bir duruş ve bir ahlak biçimidir.

Peki, İslam ölçülerine göre tesettürün ve kapanmanın adabı neleri kapsar?

 

Dikkat Çekmekten Uzaklık ve Ölçü:

Tesettürün temel gayesi, bedenin hatlarını ve güzelliklerini mahrem olmayan gözlerden saklamaktır. Bu nedenle giyilen kıyafetin dar olmaması, vücut hatlarını belli etmeyecek bollukta ve altını göstermeyecek kalınlıkta olması şarttır. Şeffaf veya vücuda yapışan kumaşlar, tesettürün mantığıyla bağdaşmaz.

Sadelik ve Ziyneti Gizlemek:

Örtünmek, dikkatleri üzerine çekmek için değil, aksine nazarlardan korunmak içindir. Aşırı şatafatlı, albenisi yüksek, "beni gör" diyen canlılık ve dikkat çekicilikteki kıyafetler tesettürün özündeki mütevazılığe gölge düşürür. Süslenmek ve ziynet, mahrem alanın sınırları içindedir.

Takva Elbisesiyle Taçlandırmak:

Rabbimiz A'râf Suresi 26. ayet-i kerimede şöyle buyurur: "...Fakat takva elbisesi yok mu, işte o en hayırlısıdır." Bedenimizi örten kumaş ne kadar düzgün olursa olsun, eğer ahlakımız, lisanımız ve gözlerimiz tesettüre girmediyse eksik kalmışız demektir. Tesettürün adabı; harama bakmamayı, gıybetten kaçınmayı, haram helal sınırlarına dikkat etmeyi ve alçakgönüllü bir eda taşımayı gerektirir.

Hal ve Hareketlerdeki Vakarlık:

Kapanmak, giyimle başladığı gibi tavır ve davranışlarla tamamlanır. Yürüyüşteki edep, konuşmadaki ciddiyet ve muhataplarla olan ilişkilerdeki mesafe (vakarlık), dışarıdaki örtünün içteki yansımasıdır. Konuşurken laubalilikten uzak durmak, tavırlarda ölçülü olmak tesettürün ruhuna güç katar.

Sonuç Olarak

Başörtüsü ve tesettür, çağın değişen moda anlayışlarına veya popüler kültürün geçici rüzgarlarına kurban edilmeyecek kadar mukaddes bir ibadettir. O, Müslüman kadının dünyadaki en görünür ibadeti, imzasının ve duruşunun ifadesidir.

Niyetimizi tazelemek, örtümüzü sadece başımızda değil kalbimizde, gözümüzde ve ahlakımızda da taşımak zorundayız. Rabbim bizlere, şekliyle ve ruhuyla Ona layık bir tesettür anlayışını yaşamayı ve nesillerimize aktarmayı nasip eylesin.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 63olay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.