Hayatın koşturmacası içinde savrulurken, kalbimiz gürültüden sağırlaşmışken günün ortasında ansızın yükselen bir ses ruhumuzu sarsar: "Haydin kurtuluşa, haydin huzura..." O ses, alemlerin Rabbi’nin kuluna sunduğu en büyük sığınaktır. Adı namazdır; yani kulun zayıflığından Yaratıcı’nın sonsuz kudretine sığındığı, günde beş kez yenilenen ilahi bir buluşmadır.
Modern dünyanın insanı tüketen temposu içinde ruhumuz sürekli bir tırmanışta, bir şeylere yetişme telaşındadır.
Sabahın serinliğinde, öğlenin telâşında, ikindinin yorgunluğunda, akşamın hüznünde ve gecenin sükûnetinde günün beş vakti "dur" emrini fısıldar bize namaz. Dünyanın tüm geçici gailelerini arkada bırakıp secdeye varıldığında, omuzlardaki dağlar misali yükler bir anda düşer. Çünkü biliriz ki insan, en çok başı secdeye değdiğinde özgürleşir; kulun kul olmaktan başka kimsenin önünde eğilmediği tek an, o mukaddes huzurdur.
GÖNÜLLERE ŞİFA, ÖMRE BEREKET: NAMAZIN KATTıĞI GÜZELLİKLER
Namaz, sadece şekilsel bir ibadet veya yerine getirilmesi gereken bir görev yorgunluğundan öte, insanı baştan aşağı imar eden manevi bir iksirdir. Hayatımıza dokunduğu her anı güzelleştiren yönleri ise şunlardır:
Gerçek Bilinç ve Zaman Disiplini: Günde beş kez vakit namazıyla buluşan bir mümin, hayatını tesadüflere bırakmaz. Zamanın ve nefesin emanet olduğunu idrak eder; her secdede ömrünün bir kısmını geride bırakırken ahiretine berrak bir sayfa bırakmanın bilinciyle yaşar.
Kalpte Kurulan Derin Bir Sükûnet (İç Huzuru): Hayatın fırtınaları ne kadar şiddetli eserse essin, abdest alıp secdeye kapanan bir kalbin sığınağı vardır. Namaz, endişeleri eritir, geleceğin kaygısını ve geçmişin pişmanlığını hafifletir; ruhu okyanusun dalgalı yüzeyinden derinlerdeki sarsılmaz sükûnetine taşır.
Ahlaki Arınma ve Hayâ: Kur'an-ı Kerim’in "Şüphesiz namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar" müjdesi, bu ibadetin en büyük zenginliğidir. Rabbinin huzurunda el bağlamaya alışmış bir irade, günahın kirliliğine karşı kalkan kuşanmıştır. Gözü, dili ve kalbi bu bilinçle şekillenir.
Eşitlik ve Kardeşlik Ruhu: Cemaatle kılınan namazlarda omuz omuza duruş; zengin-fakir, amir-memur, ihtiyar-genç ayrımını ortadan kaldırır. Aynı kıbleye yönelen milyonların kalbi tek bir ritimle çarpar, ümmet bilinci dirilir.
BİR MİRAÇ ÇAĞRISI
Hz. Peygamber (s.a.v.) efendimiz, "Namaz gözümün nurudur" buyurmuştu. O, sadece bir vecibe değil, Efendimiz’in miraç gecesinde ümmetine hediyesi olan gök kapılarının anahtarıdır. Günde beş kez o kapıyı çalabilmek, Yaradan’a "Ben buradayım, seni unutmadım Ya Rabbi" diyebilmektir.
Gelin, ruhumuzu bu kutlu iklimden mahrum bırakmayalım. Kalbimizi dünya gürültüsünden arındıran, yüzümüzü secdenin nuruyla ağartan bu eşsiz buluşmayı ertelenen bir görev olmaktan çıkarıp, günün en huzurlu sığınağı haline getirelim.
Unutmayalım ki; secdeye eğilen baş, sadece Allah’ın huzurunda eğilir ve o baş, bir daha asla zilletle öne düşmez.