Hayat, insana verilen en önemli nimettir. Hayat sahibi olmak, yaşamak, varlığını sürdürmek insanın en önemli özelliği ve farkıdır. Yaşamak güzeldir, dünya nimetlerinden faydalanmak insanı mutlu eder. İnsan bu yüzden canına düşkündür. Hayatını idame ettirmek için her türlü çabayı gösterir. Her çeşit tehlikeden kaçınır. Tüm gayret hayatın devamı içindir.
Hayat sahibi olmak insan için en büyük mutluluktur. İnsan dünyada çok çeşitli sıkıntılar yaşasa da hayatın devamı için her zorluğa katlanır. İnsan için en mühim konu kendi hayatı, kendi tercihleridir. Çok isabetli olmasa da kendi kararlarını vermek, kendi planlarını uygulamak, kendi hayallerinin peşinden gitmek her insanın hakkıdır. İşte bu sebeple çoğu insan kendisine müdahale edilmesini, kendisine engel olunmasını hoş karşılamaz. Günümüzde ise bazı duyarsız ve sorumsuz insanlar herkese karışmakta, herkesin tercihlerini sorgulamakta ve hatta acımasızca tenkit etmektedir. Birisi bir işe girdiğinde o iş hakkında bir sürü gereksiz yorum yapmakta, bir yere gitmek istediğinde o yerle ilgili dengesiz fikirler söylemekte ve sonuçta o insanın moralini bozup o işten zevk almasına mani olmaktadır. İnsanlar birbirinden etkilenen, birbirini izleyen varlıklardır. Birisi bize bir konuda danışıp fikrimizi sorduğunda samimi bir şekilde iyi niyetimizi ve güzel temennilerimizi ortaya koymak yeterlidir. O insan bir şekilde beğenip, ikna olup o işe girişmişse bize hayırlı olsun, yolun açık olsun , bereketli olsun vs. güzel fikir ve temenniler dile getirmek düşer. Yoksa o insanın hayatına müdahale edip, gereğinden fazla akıl vermek çok yanlış ve sakıncalıdır. Bırakın insanları kendi hayatını yaşasın, kendi kararını özgürce versin, kendi lezzetini tatsın, yanlış yapsa da bedelini kendi ödesin. İnsan kendi istek ve arzularını yerine getirmedikçe tatmin olmaz, huzurlu olmaz, rahat etmez. Hep içinde bir ukde olarak kalır. Kısacası insanları kendi haline bırakın, kendi hayatına kendisi şekil versin. Yoksa o insanın hep bir yanı eksik kalacak, bir tarafı açık olacak ve sonuçta bu kısa hayatta mutlu olmadan, özgür olmadan ölüp gidecek. İnsanların fıtratı farklıdır, yaratışı değişiktir. Her insan bir dünyadır demiş atalarımız. Bize göre çok doğru ve gerekli olan başkasına göre öyle olmayabilir. Herkesin aynası aynı değildir. Herkes farklı pencerelerden bakar. Allah insanı değişik suretlerde yaratmıştır. Herkesin fikrine, tercihine, dünya görüşüne ve anlayışına saygı göstermek ve kimseyi tercihlerinden dolayı hor görmemek, eleştirmemek gerekir. İnsanların morale, güzel söze, tatlı dile ihtiyacı var. Herkese akıl vermek, herkesi kendi çizgimize çekmek, herkesi tek tipleştirmeye çalışmak ne kadar da insafsızca bir tavırdır. İnsanlar bize danışıyorsa bizi sevip saydığını ve bize değer verdiğini gösterir. Biz de bu iyi niyet ve güvene layık olmaya çalışmalı ve o dostumuza, arkadaşımıza güzel bir üslupla karşılık vermeliyiz. Giriştiği işte başarı dileklerimizi iletmeli ve teşvik etmeliyiz. Yanlış gördüğümüz bir taraf varsa da kırmadan, incitmeden yol göstermeliyiz. Elbetteki bize güvenip değer veren o insanın zararına olacak hiçbir telkinde bulunmamalıyız. O insanı da ikna edecek bir yol bulup doğrusunu birlikte hayata geçirmeliyiz. Ama bunu yaparken dahi kendimizi tamamen o insanın yerine koyup onun adına karar alacak duruma getirmemeli ve hata yapmasına da fırsat vermeliyiz. Yani siz güzelce yol gösterin, kibarca fikrinizi beyan edin, sonucu da ona bırakın. İnsanlar kendi hayatını yaşamalı ve kendi hayallerinin peşinden gitmelidir. Bırakın istediği gibi giyinsin, gezsin, oynasın. İyi yaparsa ben yaptım derler, kötü yaparsa sen dedin derler. Biraz uzaktan izleyip içine çok girmemek en evlasıdır. Bırakın kendi haline boş bir laf değil, tecrübe sonucu edinilen kıymetli bir söz.
